Suriye ile 10 yıldan beri dolaylı bir savaş durumundayız. 24 Ağustos 2016 tarihinde başlatılan
FIRAT KALKANI HAREKATI
29 Mart 2017 günü son erdirilmişti.
Suriye’ye bu ilk harekat, Suriye ve Irak’ta yaşanan siyasi, askerî ve insani gelişmeler dolayısıyla ve Ülkemizin sınır güvenliğini sağlamak, DEAŞ terör örgütünün ülkemize yönelik tehdit ve saldırılarını önlemek, yerinden edilmiş Suriyelilerin ülkelerine dönüşlerine imkân vermek ve Fırat Kalkanı Harekâtı bölgesinde huzur ve güven içerisinde yaşamlarını sürdürmelerini sağlamak maksadıyla başlatılmıştı.
7 ay, 7 gün devam eden harekatta Kahraman askerlerimizden 72’sinin şehit oldukları, çok sayıda gazilerimizin bulunduğu biliniyor.
Peki, Fırat Kalkanı Harekâtının amacı neydi. Bilindiği gibi 2011 yılında Suriye'de iç savaş başlatılmış, savaş sebebiyle bu komşu ülkede büyük kargaşalar yaşanmıştı. 910 kilometre sınırımız olan Suriye’de meydana gelen kargaşanın her an ülkemize sıçraması ihtimali vardı. Nitekim komşu devlette yaşanan iç çatışmalar sırasında zaman zaman sınırlardaki il ve ilçelerimize havan mermilerinin düştüğü, ölümlere yol açtığı bilinmektedir. Bu arada savaştan kaçan 3 milyonun üzerinde Suriyelinin ülkemize mülteci olarak sığındıklarını da anımsatalım.
IŞİD, PYD ve PKK’nın cirit attığı komşu Suriye’de aslında yapılmak istenen bir
KÜRT
KORİDORUNUN
OLUŞTURULMASIYDI
. Başta büyük dostlarımız(!) ABD ve AB olmak üzere Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Barzani’nin kontrolündeki Irak topraklarıyla, Suriye’den alınacak toprakların birleştirilmesi ve Akdeniz’e bir koridorun açılması hedeflenmekteydi. Başta kendimizi de iş bu Ortadoğu Projesinin eş başkanlarından biri ilan ederek, kendi ayağımıza baltayı indirmek safdilliğini gösterdik. Şam’da, Emeviye Camiinde Cuma namazı kılmak hayallerine kapıldık. Sonra baktık ki, bu tezgâh aslında Türkiye’ye de karşı kurulmuştur. O zaman uyandık. Suriye sınırımızı emniyete almak için komşu ülkenin topraklarına askerlerimizi sokmak mecburiyetinde kaldık. İşte, 7 ay, 7 gün devam eden Fırat Kalkanı Harekâtının özeti budur. Bu harekât sayesinde ve Kahraman Mehmetçiklerimizin mübarek kanları pahasına Cerablus, Membiç, Azez, Çobanbey ve daha birçok bölgelerde DAEŞ ve YPG gibi örgütlerle savaştık. Bölgeyi terör örgütlerinden temizledik. EL Bab’ı tamamen kontrol altına aldık. Bu başarı, elbette kahraman Mehmetçiklerin başarısıdır. Kısacası siyaset bozdu, Ordu düzeltti!
Fırat Kalkanı Harekâtı sona erdi ama Suriye’de işimiz bitmiş değildir. Çünkü halâ PKK/YPG terör örgütlerinin burada bir statü elde etmek çabaları devam ediyor. Üstelik bu çabaları ABD ve AB ülkeleri tarafından destekleniyor. Ancak, IŞİD’TEN temizlenen bölgeye PKK/YPG veya bir başka terör örgütünün yerleşmesine asla müsaade edilmeyecektir. Suriye’nin kuzeyindeki yerleşik Kürt halkın, PKK/YPG terör örgütünün etkisi altına girmesi önlenecek. Bunlara yönelik politikalar inşa edilecek. Yerel halkın, Türkiye karşıtlığında konsolide edilmesi engellenecektir. Bunun yanında terör örgütüne karşı Türkiye içindeki operasyonlar hız kesmeden devam edecek ve bu arada sınırları sıkılaştırmaya yönelik uygulamalar aralıksız sürecek. İçeride atılacak adımlara karşı terör örgütü ile yurttaş arasına kalıcı olarak set çekilmesi amaçlanıyor. PKK’nın Sincar, Mahmur, Kerkük, Rabiya’da üslenme ve gücünü tahkim etme çabalarını bertaraf etmeye yönelik adımlar atılacak. Türkiye’nin güvenliğini tehdit edebilecek bir yapının
(federatif ya da bağımsız bir devletin)
ortaya çıkmasına müsaade edilmeyecek.
Görüldüğü gibi, Fırat Kalkanı Harekâtı 6 yıldan beri sona erdi ama Suriye ile ilgili sorunlar yumağı hala olduğu gibi duruyor! Suriye’den ülkemize gelen mülteci sayısı 10 milyon sınırına dayanmış bulunmakta.
Fırat kalkanı harekatından sonra (İDLİB OPERASYONU), (ZEYİTN DALI HAREKATI), (BARIŞ PINARI HAREKATI), (BAHAR KALKANI HAREKATI) adları altında operasyonlar devam ediyor. 10 yıldır saplandığımız Suriye Batağından ne zaman çıkacağımız da meçhul…