İnsanların başına musallat olan bu
KORONAVİRÜS SALGINI
önlense bile, vereceği zararlar bakımından üçüncü bir dünya savaşı yaşanmış olmaktan beter olacaktır. Gerçi, bu savaşta yıkılan binalar, köprüler, yollar olmayacak ama 1 milyona yakın insanın ölümü, Dünya genelinde işini kaybeden asgari 200 milyon insan ve ekonomik alanda yaşanacak büyük durgunluklar olacaktır. İnsanlık, daha önce de kolera, sıtma, veba, verem gibi pek çok salgın hastalıklar atlattı. Ancak dünyanın global bir köye dönüştüğü 21. yüzyılda ilk kez böylesine büyük bir krizle karşı karşıyayız. Koronavirüs pandemisi, yeryüzünde modern insanın inşa ettiği tüm çarpık binaları daha şimdiden bir bir yıkmaya başladı. Peki ya koronavirüsten sonra dünya nasıl bir yer olacak?
8 milyara yakın insanın yaşadığı Dünya genelinde Koronavirüs salgını, 1 milyondan fazla insana bulaştı, ölüm oranı ise %5’in üzerinde. Dünyanın en güçlü ülkeleri, tarihlerindeki en büyük krizin eşiğine geldi. Dünya ekonomisinin ve pek çok teknolojinin merkezi olan ABD’de
30 ila 50 milyon insanın işsiz kalması
bekleniyor. Avrupa ve Türkiye için de tahminler iç karartıcı. Gözle görülmeyen bir düşman, tüm insanlığı ve insanlığa ait "modern" olarak bildiğimiz düzeni dize getiriyor.
Hastalığa yakalanmasak bile değişen dengeler hepimizi etkileyecek. En başta sosyal ilişkilerimiz hızlı bir dönüşüm sürecine girdi, çalışma hayatlarımız değişti Belki de tüm bunlar, kalıcı sistemlerin kurulmasına öncülük edecek. Bu aşamadan sonra alacağımız her kişisel, toplumsal ve uluslararası karar hayatımızın geri kalanını kalıcı olarak etkileyecek. Normalde gerçekleşmesi yıllar alan gelişmeler, artık birkaç saatte gerçekleşiyor. Bütün ülkeler büyük bir sosyal deneyin kobayı oldu. Dünya üzerinde mümkün olan tüm sektörlerde evden çalışma sistemine geçildi. Neredeyse tüm okullar ve üniversiteler eğitimi uzaktan sürdürme modelleri üzerinde çalışıyorlar. Tüm bunlar insanların sadece uzaktan iletişim kurmak zorunda olduğu sosyal sistemleri hayatımıza getirdi. Bundan önce pek de
yaygın olmayan sistemler bir çırpıda hayatımıza girdi
.
Günümüzden 20-30 yıl önce insanları gözlemeyi sağlayacak teknolojilerimiz yoktu. Hükümetler, her vatandaşını takip edecek ajanlara sahip değildi. Ancak şimdi her devlet bu teknolojik imkanlara sahip. Akıllı telefonlarımız, şehirlerdeki binlerce yüz tanıyan kamera sistemleri birden önem kazandı. Tüm bilgilerinizle entegre çalışan yeni nesil salgın takip uygulamaları da buna eklenince teknoloji, krizin çözümünde en büyük araca dönüştü.
Ancak bu durum kalıcı olabilir.
Tüm duygularımız aslında bir dizi biyolojik olayla gerçekleşir. Öksürükleriniz başlamadan
ne hastası olacağınızı söyleyen bir teknoloji
, siz gülmeden önce neye güleceğinizi de tahmin edebilir. Bu teknolojiyi kullananlar ise sizi istedikleri gibi güldürüp, istedikleri gibi ağlatabilirler. Şirketler ve devletler, sizin içinizi ve dışınızı hem fiziksel hem biyolojik hem de ruhsal anlamda sizden daha iyi tanıyabilir. Elbette yukarıdaki senaryo yaşanır mı, yaşanmaz mı bilinmez, ancak söz konusu teknolojileri kendi çıkarları için kullanacak devletleri ve şirketleri görmemiz an meselesidir. İnsanlar ikinci bir virüs salgını yaşanması ihtimalinden korktuğunu bahane ederek birbirlerini izlemeye devam edecekler.
Belki bu KORONAVİRÜS BELÂSI insanların akıllarını başına getirmelerinin, birbirine düşmanlık yapmalarına son vermelerinin sebebi olabilir. Her şerde bir hayır vardır, sözünde olduğu gibi, bu pandemi, belki insanların gerçek anlamda insan olmalarına yol açar!