Cüneyt Arıtürk

'DÜNYA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GÜNÜ'

Cüneyt Arıtürk

Yılın 3 Mayıs günleri 1993 yılından bu yana Birleşmiş Milletler tarafından alınan karar doğrultusunda,

“Dünya Basın Özgürlüğü Günü”

olarak kutlanır.

Türkiye’mizde basın öylesine özgür ki, sormayın gitsin. Hani, “YEME DE, YANINDA YAT” derler ya! Tıpkısının aynısı. Siz, BASININ ÖZGÜR OLDUĞU ÜLKEMİZDE, HİÇ GECE’NİN SAAT ÜÇÜNDE, EVİNE BASKIN DÜZENLENEREK, YAZDIKLARINDAN DOLAYI ELLERİNE TERS KELEPÇE TAKILAN, TUTUKLANAN, CEZAEVLERİNDE MAHKÛM OLARAK YATAN BASIN MENSUBU GÖRDÜNÜZ MÜ. ELBETTE, GÖREMEZSİNİZ!!!

Hele, iktidar mensuplarını övmek işinde o kadar sınırsız bir özgürlüğe sahipsiniz ki, İSTERSENİZ İLAHLAŞTIRIRSINIZ. HİÇ KİMSE SİZE (BU YAZDIKLARINIZ KÜFRE GİRER) bile diyemez!

Dünyanın diğer ülkelerinde yazdıklarından, çizdiklerinden dolayı mahkûm olanlarla, basının özgür olduğu ülkemizde cezaevlerinde yatan basın mensuplarının sayılarını kıyaslarsanız, TÜRKİYE’DE BASININ NE KADAR ÖZGÜR OLDUĞUNU(!) DAHA İYİ ANLAYACAKSINIZ. BU KONUDA, DÜNYA GENELİ İÇİN YAPILAN İSTATİSTİKLERE BAKMAK KÂFİDİRDİR.

Evet, 3 Mayıs günleri (Uluslararası özgür basın günü) olarak kutlanır. Ancak ve maalesef Türkiye,  basının özgür olmadığı ülkeler kapsamında mütalaa edilmekte. Türkiye’de özgür basın olmadığı, artık dünyanın ilgili kuruluşları tarafından tescillenmiştir.

Türkiye’de, medyayı üç sınıfta nitelendirmek mümkündür. Havuz medyası, paralel medya ve varsa tarafsız medya!

Medyanın birçok etkili organları TMSF tarafından yandaşlara peşkeş çekildi. Eski patronların defterleri dürüldü, yeni patronlar geldi. Manşetleri, haberleri, yalanları, dolanları aynı gazeteler, televizyonlar…

Bu koşullarında 3 Mayıs tarihinin (Dünya Basın Özgürlüğü Günü) olması bir şey ifade etmiyor. Basının özgürlüğü yok ki, gününü kutlayalım!

Basın özgürlüğüne Dünya çapında destek vermek, bu konuda duyarlılığı artırmak maksadıyla 1993 yılında Dünya Basın Özgürlüğü Günü ihdas edilmişti.

Bu arada medya mensuplarına yönelik sindirme amaçlı davalar birbirini takip ediyor. Tutuklu ve hükümlü gazeteci sayısı açısından Türkiye’nin Dünya birinciliği vardır. Hala cezaevlerinde çok sayıda tutuklu ve hükümlü gazeteci bulunmaktadır.

Türkiye’yi, Paris merkezli (Sınır Tanımayan Gazeteciler) Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında utanılması gereken 149’uncu sıraya mahkûm etmişti. Birleşmiş Milletler dâhil birçok uluslararası kurumun ve ülkenin insan hakları, ifade özgürlüğü ve benzeri raporlarında da Türkiye’nin durumu çoğunlukla ya

‘kısmen özgür ülkeler’

grubunda ya da Freedom House raporunda olduğu gibi

‘özgür olmayan ülkeler’

kategorisinde yer almaktadır.

Türk medyasının örgütlenme eksikliği veya sendikasızlaştırılması, yaşanılan sorunların önemli bir nedenidir. Medya mensuplarının büyük bir çoğunluğu örgütsüz ve sendikasızdır. İş güvencesi iktidar mensuplarının veya işverenin keyfi kararına bırakılan ve oto-sansüre mahkûm edilen medya mensubunun bilgilenme ve bilgilendirme görevlerini ‘iş endişesi’ duymadan yerine getirebilmesi mümkün değildir.”

Mevcut koşullarında 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nün Türkiye’de kutlanması GÜLÜNÇ OLUR. Ümit ediyoruz ki, gelecek yıllarda hiçbir gazetecinin, hatta hiçbir kimsenin düşünce ve ifadelerinden dolayı yargılanmadığı, hapishane ve tutuk evlerinde düşüncesinden veya haberinden dolayı hürriyetinin kısıtlanmadığı, Türk medyasının sesini her türlü baskı, ayrıştırma, sansür ve oto-sansürden uzak, özgürlük içinde, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Gününü kutlayabilme mutluluğuna ulaşırız.

Evet, 3 Mayıs günü sözde (Uluslar Arası Özgür Basın Günü)dür. Ne kadar özgür olduğumuz ortada!

Dünya Basın özgürlüğü günümüz (!) kutlu olsun.

Yazarın Diğer Yazıları