Yusuf Salih Arıtürk

'YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ'

Yusuf Salih Arıtürk

Dünyada medyaya yön veren büyük haber ajansları batılı istihbarat örgütlerinin kontrolündedir.. Dolayısıyla uluslararası kamuoyunun gündemini batılı istihbarat örgütleri belirler.. Bu nedenle Rusya/Ukrayna Savaşına genelde ABD yanlısı ya da NATO’cu bakış açısı ile bakılıyor.. Oysa bir başka bakış açısı daha var; Kemalist bir bakış açısı.

Gazi Mustafa Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” özdeyişini, içimizdeki bazı geri zekâlılar dışında tüm dünya ayakta alkışlar, ancak gerçekleşmesi pek olası olmayan bir dilek ya da ütopya olarak kabul edilir.. Atatürk’ün bu özdeyişini tamamlayan ve dış politika anlayışını ifade eden iki sözü daha var;

*Türkiye’nin emperyalist ülkelerle yakın ilişki kurması, eninde sonunda onların sömürgesi olması demektir.

*Kuzeydeki büyük komşumuzu rahatsız edecek davranışlardan uzak durmalıyız.

Bu iki sözü, kendisinden sonra Türkiye’yi yönetecekler için söylenmiş bir vasiyet olmakla birlikte, genelleyip bir tümcede toplayarak evrensel bir dış politika ilkesine dönüştürebiliriz.

“Küçük devletler, sömürgeci ve yayılmacı olan büyük devletler ile ittifak yapmak gibi yakın ilişkiden uzak durmalı, ancak özellikle komşuları olmak üzere, onları rahatsız edici davranışlardan kaçınmalıdır.. Komşu ülkelerle kurduğu dostluğu gerçekleştirme yönteminden hareketle, bir evrensel dış politika ilkesi daha oluşturabiliriz.. Komşu ülkeler, büyük devletleri işe karıştırmaksızın sorunlarını kendi aralarında çözerek barış içinde bir arada yaşayabilirler.

Bu görüş doğrultusunda, 1071’den beri adeta kanlı düşmanımız olan ve en son Kurtuluş Savaşımızda boğazlaştığımız Yunanistan ile sorunları çözdü ve öyle bir dostluk ilişkisi kurdu ki, Yunanistan Başbakanı Venizelos, kendisini Nobel Barış Ödülüne aday gösterdi.. Yunanistan ile sorunları çözdükten sonra diğer Balkan ülkeleri ile de iyi ilişkiler kurarak Balkan Paktı’nı gerçekleştirdi.. Komşumuz Sovyetler Birliği ile Kurtuluş Savaşı yıllarında başlayan dostça ilişkinin sürmesine özen gösterdi.. Doğuda da Irak, İran ve Afganistan ile “Sadabad Paktı’nı kurarak ülkemizi bir “barış adası” yaptı.

Batılı emperyalistler, kendilerine ilk kez mağlubiyet yaşattığı için Atatürk’ten nefret ediyorlar..  Başta Müslümanlar olmak üzere, sömürge altında yaşayan mazlum uluslar ise tersine, onu kendilerinin de bir kahramanı kabul ediyor ve bayraklaştırıyorlardı.. Bu durum emperyalistlerin ona olan nefretini daha da arttırıyor ve bir an önce yok edilmesi gereken bir hedef haline getiriyordu.. Özellikle nihai amacı aydınlanma olan devrimler yapmaya başlayınca iyice telaşlandılar.. Aydınlanma demek, halkların uyanması anlamını taşır.. Onu örnek alan Müslümanlar ve diğer mazlum uluslar uyanırsa sömürülerini sürdüremezlerdi.. Bu nedenle genç Cumhuriyeti yıkmak için içeride birçok isyan çıkardılar.. Müslüman halkların Atatürk sevgisini yok etmek için de Mısır’da Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) örgütünü kurarak, devrimlerin dine aykırı ve Atatürk’ün din düşmanı olduğu kara propagandasını başlattılar ve aynı propagandayı, devşirdikleri ajanları aracılığı ile içeride de yapıyorlardı.

Bununla birlikte iki yüzlü oldukları için bir yandan da krallarını, beş yıldızlı generallerini, ünlü yazarlarını ayağına göndererek Atatürk’e dost görünmeye çalışıyorlardı.. Atatürk, bunların gerçek niyetlerini biliyor ama bilmezden gelerek kendisine uzatılan elleri sıkarak, konuklarına dostça davranıyor, kışkırtıcı eylem ve söylemden uzak durarak dünyaya “barış insanı” olduğunu gösteriyordu.

Böylece çok kısa olan politik yaşamında, “Yurtta Barış Dünyada Barış” özdeyişini kendi çevresinde de olsa, gerçekleştirdi.

Yüzlerce yıldır dünyayı sömüren, güçlü istihbarat örgütlerine sahip ve beyin göçü ile dünyanın dört bir yanından gelen en zeki insanları kullanan emperyalistlerin algı operasyonları karşısında, böyle bir politikayı ancak büyük devlet insanları yürütebilir ve ne yazık ki böyle bir lidere, bir daha sahip olamadığımız için, Atatürk’ten sonra biz de bu politikayı yürütemedik ve emperyalizme teslim olduk.

Bugün Ukrayna halkının şanssızlığı böyle liderleri olmayışıdır.. Bu nedenle Amerika orada kolayca bir “Turuncu Devrim” gerçekleştirdi.. Zelenski gibi bilgisi ve politik bilinci sıfır olan bir kuklayı ülkenin başına oturttu.. Acıdır ki emperyalizmin algı operasyonu nedeniyle dünya bu adamı bir kahraman gibi görebiliyor.

Yazarın Diğer Yazıları