Türkiye’mizde çok ağır bir tablo ila karşı karşıya kalınırken, sermaye inanılmaz kârlar elde ediyor ama halkımız tamamen yoksul bir duruma düşmüş durumda.. Dolayısıyla bu tabloyu ekonomik kriz olarak tarif etmekte bir hayli güç, çünkü ortada derin bir yoksulluk ve eşitsizlik var.
Büyük yoksulluk içindeki kesimlerin mevcut düzenden umudu kestiği ve düzenle olan bağlarını koparmaya başladığı net bir şekilde ortada duruyor.. Eski propagandalar etkisini yitirdi ve mevcutların rakipleri için “bunların kökü dışarıda” gibi söylemleri de artık hiç karşılık bulmuyor.
Sokaklar dünyada siyasetin bir parçasıdır ve sokakta gelişen tepkiler siyasete yön vermektedir.. Bugünkü muhalefet iktidar olursa, savundukları yapıyla 6 ay içinde nasıl tabloyla karşılaşabiliriz bu da tam bir muamma.. Şu anda eklektik bir muhalefet var.. Ne diyorlar, neyi savunuyorlar, açıkça konuşmaları lazım.. “Parlamenter sisteme geçeceğizden” başka bir şey diyemeyen muhalefet yoksulluk içindeki bir halk için bir şey ifade etmez.
Bu nedenle muhalefetin net bir şekilde milletin istediği bir dille ekonomik krizi ortadan nasıl kaldıracağını, bunun için neler yapılacağını, iktidara gelindiğinde yetimin, fakirin, fukaranın rızkına çökenlerin en ağır şekilde yaptırıma maruz kalacaklarını ve işlenen hiç bir suçun hiçbir şekilde üzerinin örtülmeyeceğini, “bağımsız” mahkemelerin bu konuda gerekeni yapacağını dile getirerek, milletimizin duymak istediği kelimeleri bu millete haykırması gerekir ki, milletimiz bulunduğumuz birçok alanda bu konuda burnundan soluyor.