Kısa vadede demokratik rejimi rahatlıkla oturtabilmek için devletin kurumlarıyla birlikte kurumsallaşmasını tekrar geri kazandırmanın elzem olduğu görüşünü dile getiren hemşerilerimiz: “YÖK'ün, HSK'nın, YSK'nın, RTÜK'ün, Merkez Bankası'nın, aklınıza hangi kurum geliyorsa gelsin bağımsız ve hür iradesiyle kendi kararlarını alabildiği, yargılama mercilerinin yargılama yapabildiği, denetleme mercilerinin denetleme yapabildiği bir sistemin oturtulmasının olduğunu, çünkü kurumların olmadığı hiçbir ortamda demokrasinin olmayacağının çok aşikâr olduğunu belirterek; Yaşadığımız son süreç de bunun bir ispatıdır.. Yasama, yürütme ve yargı erklerinin birleştirildiği bir ortam, demokrasinin olduğu bir ortam olamaz.. Bu kavramların birleştirildiği ama demokrasiyi yaşıyoruz dediğimiz bir ortam arıyorsak bu bir zaman kaybıdır.. Bu erklerin ayrılması ve kendi mekanizmalarını rahatlıkla işletebilmesi gerekir.. Mevcut Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın parlamenter sistemde Cumhurbaşkanlığını da gördük.. Orada da çok fazlaca bir demokratik hukuk devletinde olmaması gereken kararlar gözlemledik ve bunları uyguladığını milletçe gördük.. Dolayısıyla başkanlık sistemi ile bahsettiğimiz kurumların ve erklerin ayrılması farklı kavramlardır.. Bizim başkanlık sistemindeki problemimiz, yönetilenin demokrasiye ne kadar alışmış ve özümsemiş olduğuyla ilgili bir kavramdır.. Yönetilen bu demokrasiyi algılayabilmiş olsaydı aslında bunları yaşamayacaktı.. Yönetilende bu algı tam olarak oturmadığı için sistem ne olursa olsun yöneten de bir zafiyet oluştuğunda istediği sonucu elde edebiliyor ve istediği şeyi yapabiliyor” şeklinde görüş belirtmektedirler.
Buradan da anlaşılacağı üzere, hemşerilerimiz yeni sistemden pek de hoşnut değiller ve başkanlık sistemine geçilmesinden kısa bir süre sonra yeni arayışlar içerisine girmiş bulunuyorlar.