Ülkemizin büyük bir bölümü, deprem riski altındadır ve geçmiş yıllarda yurdumuzun değişik yerlerinde yaşanan deprem afetlerinde birçok vatandaşımızın yaşamını yitirdiği, ekonomik alanda küçümsenmeyecek bir zarar görüldüğü unutulmuş değildir.
Zaman-zaman yine yurdumuzun bazı yörelerinin sallandığı haberleriyle karşı karşıya kalırken, geçmiş yıllarda bu afet nedeniyle ödediğimiz ağır bedelleri anımsadığımızdan ürküyor ve de korkuyoruz. Çünkü, ölüme ve yıkımlara yol açan afetin ne zaman yaşanacağını kesin olarak tespit edebilmek söz konusu değildir. Dün, yine yurdumuzun bazı yörelerinin sallandığına dair haberleri dinlerken, Allah korusun böyle bir afet yaşandığında ödenecek bedelin en asgari düzeyde kalması için gereken önlemler alınmış mı diye düşünmeden edemedim.
Deprem afetinin sık-sık yaşandığı bazı ülkelerde alınan önlemler neticesinde 9 büyüklüğündeki bir depremde bile can kaybı yaşanmayabiliyor, ya da yaşansa dahi çok az sayıda vatandaş yaşamını yitiriyor. Bizlerde ise o ülkelerde olduğu gibi gereken önlemlerin alındığı söylenemez. Kimi zaman halkımızı bilgilendirmek için yapılan etkinlikler çok yetersiz düzeyde kalırken asıl önlemleri gerçekleştirmede geç kalındığı gözden kaçmıyor. Halen ülkemizde depreme dayanıklı hale getirilmesi gereken binaların sayısı bir hayli çoktur ve bu binaları bir an önce güçlendirmeye yönelik ciddi bir program hazırlanarak devreye sokulmuş değildir.
“Damdan düşenin halini damdan düşen bilir..” atasözümüzde olduğu gibi, doğa afetlerinin en çok zarar veren vasfını taşıyan depremi de, ancak daha önce yaşamış olanlar bilir derken, ilimiz Siirt’in de birinci derecede deprem bölgesinde olması nedeniyle ürktüm ve yüce Rabbimizin ülkemiz, ilimiz ve hatta tüm ülkeleri bu afetten koruması niyazında bulundum. Bu çok önemli konuda yüce Allah’a yalvarıp yakarırken, gereken önlemleri almanın kaçınılmazlık arz ettiğine de dikkat çekmek isterim. Afetler nedeniyle yüce Allah’a sığınmakla yetinerek gereken önlemleri almazsak arzulanmayan afetlerde çok ağır bedeller ödemek durumunda kalacağımız asla unutulmamalıdır!.. Günümüz ekonomik koşullarında alınacak önlemlerde zorlanabileceğimiz muhakkak olsa da birçok alandaki savurganlıklardan vazgeçerek bu zorluğu aşabileceğimizin de altını çizerek ilgililerin dikkatini çekiyorum.