Yusuf Salih Arıtürk

UMURSAMAZLIK MI VAR?

Yusuf Salih Arıtürk

Kanaatimce parasının itibarını ve halkının maddi koşullarını umursamayan bir iktidar ülkeyi yönetme kapasitesini de yitirmiş olur. Türkiye’miz artık parasına önem vermeyen, yerlerde sürünen değerinden rahatsız olmayan ve parasından vazgeçen bir ülke görüntüsü vermeye başladı. İzlediği yanlış ekonomi politikalarıyla döviz kurlarında aşırı yükselmeye yol açan, enflasyonu ciddi bir oranda artıran, ülkedeki ekonomik dengeleri bozan, dolayısıyla ekonomideki riskleri büyüten bir yönetimin sebep olduğu doğal bir sonuçtur bu.

Parasını gözden çıkaran bir ülke, ülkesindeki vatandaşın kullandığı paranın değeriyle ve alım gücüyle de ilgilenmiyor demektir. Vatandaşın karnını nasıl doyuracağını dert etmeyen ülke demektir. Bunun yanı sıra, gelir dağılımı veya gelir ve servet uçurumu gibi sorunları da umursamayan ülke demektir. Milli paranızı gözden çıkardığınız zaman küresel ekonomi içerisindeki yerinizi ve öneminizi de kaybetmeye doğru gidiyorsunuz demektir. Aslında, parasını kaybeden bir ülkenin nereye gittiği bile belli değildir. Bir kaos ve karanlık içerisinde yol alıyorsunuz demektir.

Bu noktaya bir çırpıda veya sadece son üç aydaki faiz indirimleriyle gelmedik. Yaklaşık son 10 yıldır izlenen politikaların ve asıl 2018’den bu yana yapılan yanlışların ve piyasalarla inatlaşmanın sonucunda adım/adım geldik. Üstelik her adımda ülkenin sayısız iktisatçısı, eski bürokratı, iş insanı ve sade vatandaşı olacakları gördü ve uyardı.

Hükümet tarafından bu adımların atılmasının temel amacı Türkiye’de ne pahasına olursa olsun büyümeyi sağlamaktı. Büyüme para harcamak, yatırım yapmak ve bir ölçüde istihdam yaratmak anlamına geldiğinden politikacıların çok sevdiği bir durumdur. Ekonomi büyüyünce ve piyasalarda hareket yaratılınca bütün sorunların üstünü örteceklerini düşünürler. Onların derdi büyümenin kalıcı ve istikrarlı olması, günümüzün popüler terimiyle sürdürülebilir olması değildir. Onların tek amacı seçimlerden önceki dönemde büyümeyi patlatmak, gayrimenkul fiyatlarını tavana vurdurmak, iç turizmi canlandırmak ve bu yollarla sahte ve geçici bir ışıltı yaratarak seçmenin gözünü boyamaktır.

İktidar, ilk dönemlerindeki yaklaşımını bırakarak son 10 yıldır esas olarak bu çerçevede ekonomi politikaları izledi. Her bir seçim veya referandum öncesi dönem bu ekonomi politikalarının çeşitli versiyonlarına sahne oldu. Bu süreçte izlenen politikaların değişmeyen ana hedeflerinden biri de gayrimenkul piyasasını canlı tutmak oldu. Bu nedenle, gayrimenkul piyasasının hareketliliğine yönelik tercihleri AKP ekonomi politikalarının omurgası olarak tanımlamak sanıyorum yanlış olmaz.

Yazarın Diğer Yazıları