Yusuf Salih Arıtürk

TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI VE AFGANİSTAN

Yusuf Salih Arıtürk

Afganistan’da yaşananların dünya halklarına verdiği derslerden biri de yabancı işgaline çıkarılan davetiyelerdir.. Emperyalist ülkeler, dünyayı aralarında paylaşmak için bir yarış içindeler ve başka bir ülkeyi işgal etmeleri için insanlığa makul gelecek bir sebep gerekmiyor.. Ekonomik kaynaklarını sömürme, mamul maddeleri için pazar açma, dünyanın askeri açıdan stratejik noktalarını ele geçirme emperyalistler için işgal gerekçesidir.. Kimseye hesap verme zorunluluğu duymazlar.. Uluslararası kuruluşlar onların etkisinde olduğu için yargılanmaları da mümkün değildir.. Amerika’nın Kore’yi, Çin’i, Vietnam’ı, Kamboçya’yı ve daha başka ülkeleri işgali bu türden zorbalıklardır.

Bir de bazı ülke yöneticilerinin davetiye çıkaran tutumları yüzünden yapılan işgaller vardır ki Afganistan’daki El Kaide’nin ABD’de İkiz Kuleleri vurarak ABD’nin Afganistan’ı işgaline sebep olması bu türdendir.. Bu yüzdendir ki ABD, Bileşmiş Milletler, NATO,  Avrupa Birliği gibi kendi etkisinde ne kadar örgüt ve devlet varsa, komple Afganistan’a götürmüştür. Ne yazık ki Türkiye’de bu devletlerin arasındadır ve Türk kuvvetlerinin Afganistan’da yaptığı ABD’nin amaçlarına hizmet olur.

Türkiye tarihinde işgale davetiye çıkarmanın korkunç sonuçlar yaratan örneği, ülkenin Birinci Dünya Savaşı’na sokulmasıdır.. Ders kitaplarında üzerinde durulmayan, dolayısıyla halkın bilgisiz bırakıldığı bu olay üzerinde yeterince durmaz ve gereken dersleri çıkarmazsak, Kurtuluş Savaşı’nı da anlayamaz ve gelecekte de aynı felaketleri yaşayabiliriz.

Birinci Dünya Savaşı’nın çıkış nedeni, emperyalist devletlerin dünyayı yeniden paylaşma mücadelesidir.. Osmanlı İmparatorluğunu yönetenler, bu savaşta tarafsız kalarak savunmalarını güçlendirecekleri yerde, Almanların bir emrivakisi ile apar/topar savaşa girmişlerdir.. Savaştan önce her iki taraftan da kendi yanlarında yer alması için İttihat ve Terakki’nin yönetimine teklifler yapılmış, İtilaf Devletlerinden eğer savaşa katılmazsa Türkiye’nin toprak bütünlüğünün garantisi sözü verilmiştir.. Buna rağmen İttihat Terakki’nin üçlüsü Enver, Talat ve Cemal Paşalar Almanlardan aldığı talimatla ülkeyi bir emrivaki ile savaşa sokmuşlardır.. Başlarına fes giydiriliş güya Osmanlı olan Alman Deniz Subayına Karadeniz’e açılarak Rus şehirlerini bombalama emri verilmiş ve bunun üzerine Rusya ve müttefikleri Türkiye ile savaşa girmişlerdir.

Emperyalizm, lanetlidir.. Buna İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya, İtalya da dahildir.. Ancak karşı tarafa davetiye çıkaran maceracı tutumu da masum göremeyiz.. Nitekim o savaşta yüz binlerce köylü hayatını kaybetmiş, ülke bir harabeye dönmüş, topraklarının bazı kısımları işgale uğramıştır.. Savaş yıllarında ülkede düzen alt üst olmuş, rüşvet ve yolsuzluklar başını alıp gitmiştir.

Bu savaşa ülkeyi emrivaki ile Meclis’ten bile habersiz sokanlar, bunun bedelini canlarıyla ödemişlerdir ama beklenebileceği gibi akılsız başın cezasını çeşitli milliyetlere mensup halk da fazlasıyla çekmiştir.

Hitler’in İkinci Dünya Savaşı’nı çıkararak yaptığı da ülkesine davetiye çıkarmaktan başka bir şey değildir.. Bugün bile hiç kimse Amerika, İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği’nin Almanya’yı işgal etmesini eleştirmiyor.

Üç yıldır yüzüncü yıldönümleri vesilesiyle kutladığımız, gelecek yıl da yüzüncü yılında büyük zaferini kutlayacağımız Kurtuluş Savaşı, Afganistan’daki savaştan da, Birinci Dünya Savaşından da büsbütün farklıdır.. Kurtuluş Savaşı, bir delinin kuyuya attığı taşı kırk akıllının çıkarma çabasından başka bir şey değildir.. Yerel kongreler mi yapılmadı, Meclis mi kurulmadı, halk seferber mi edilmedi, bütün kaynaklar ordunun emrine mi verilmedi? Savaştığımız ülkelere temsilciler gönderip barışçı yollarla ülkeden çekilmeleri mi istenmedi? Bütün mazlum uluslarla kardeşlik bağı mı kurulmadı?

Bu hareket hiç de çılgınlık olarak adlandırılacak bir hareket görülmez.. Her hareket hesaplıdır, dünya şartlarını hesap etmeye, halkın gücünü hesaplamaya, kuvvet dengelerini gözetmeye, fırsat kollamaya, gerektiğinde geri çekilmeye ve en önemlisi de Misakı Milli gibi bir programa dayanma basireti göstermiştir.

Bütün bunlardan dolayı Kurtuluş Savaşı ile Afganistan’daki durum birbirine hiç benzemiyor.. Afganistan’da yönetimi ele geçirenlerin emperyalizm milli devlet, bağımsızlık, özgürlük gibi bir hedefleri yok.. Tek amaçları, Afganistan’da şeriata dayalı bir ortaçağ dinci faşist devlet kurmak.

Geçmişte Enver Paşa’nın yöntemlerini uygulamak gerekir diye yazanlar ve söyleyenler oluyor.. Kimsenin aklına gelmeyecek Talat Paşa Komitesi de kurdurmuştu.. Enver ve Talat Paşa politikaları uygulamaya konulursa vay Türkiye’nin haline diyebiliriz.. Peki böyle bir tehlike var mıdır? Evet, tabii ki vardır!..

Yazarın Diğer Yazıları