82 milyon nüfuslu ülkemizde cep telefonu kullananların sayısı bu rakamı aşıyor ve zaman kaybının yaşandığı alanların başında gelenlerden biri de telefon muhabbetiydi. Bu konuda daha önceleri dile getirdiğim naçizane görüşümde; cep telefonlarının bilinçli kullanılmadığından çok değerli olan zamanın yitirildiğini dile getiriyordum. Dünya genelinde nüfusuna göre en çok cep telefonu kullanan ülkelerin ilk sıralamasındayız ve gerçekten de bilinçli kullanmadığımızdan, çok değerli olan zaman hazinesini heder etmekteydik. Ölümcül coronavirüs’ü yüzünden sözünü ettiğim zaman kaybı şimdi daha da artmış bulunmaktadır. Salgın nedeniyle alınan önlemler cümlesinden olarak 20 yaş ve altı ile 65 yaş ve üstü vatandaşlarımız sokağa çıkamadıklarından özlediklerini telefonla arayarak muhabbet ediyorlar ve dışarıya çıkma yasağına tabi olmayan diğer yurttaşlarımızın çoğu, bu gerçeğe kendi evlerinde tanık olmaktadırlar sanırım. "İyi ki cep telefonları var ve dışarı çıkamıyorsak da sevdiklerimizi arayarak hasret giderebiliyoruz... Böyle bir şansa sahip olmasaydık, dışarı çıkma yasağına tahammül etmek hiç de kolay olmayacaktı" diye görüş belirtenler olduğuna mutlaka tanık olanlar vardır derken, alınan önlemlerin kademeli olarak gevşetilebilmesi için öngörülen kurallara harfiyen riayet etmenin bir görev olarak addedilmesi gerektiğine de bir kere daha dikkat çekmek isterim.
Cep telefonlarının bilinçsiz olarak kullanılmalarına karşı olmama rağmen, korunmak adına evlerinde mahsur bırakılanların hasretini gideren telefon muhabbetlerini, karşı/karşıya kalınan zorunlu önlemler nedeniyle yadırgamayacağım. Çünkü, bilinçsiz telefon konuşmalarında uğranılan zaman kaybı, evlerde mahsur kalan milyonlarca insanımız gücü karşısında devede kulak kalır.. Biraz daha sabredeceğiz ki, inşallah birkaç hafta sonra önlemlerin kademeli şekilde gevşetilme sürecinin start aldığına tanık olabilelim. Bu arada telefon sektörü patronlarının, sürümden sağladıkları kazanç vesilesiyle abonmanlarına ücretlerde bir kolaylık sağlamaları gerektiğini de vurgulamak isterim.