Yusuf Salih Arıtürk

TALİBAN VE KUVAYI MİLLİYE RUHU!

Yusuf Salih Arıtürk

Türkiye'de zafer haftası 26 Ağustos'ta başladı.. Afyon cephesinde ordunun Yunan kuvvetlerine genel bir saldırı haberinin öğrenilmesiyle bütün Türkiye'yi tarifsiz bir sevinç kaplamıştı.. İşgal altındaki topraklarda Yunan ordusunun feci yenilgisiyle ardı ardına gelen zafer haberleri, ülkenin her yanında halkı sokağa döktü.. Bu halk ki, Sakarya Savaşı günlerinde de meydanları hınca hınç doldurmuş ve şanlı Türk ordusuna desteğini bildirmişti.

Türkiye'de zafer şenlikleri kaç gün sürdü? O günün gazetelerindeki haberlere bakılırsa şenlikler İzmir'in kurtuluşu ile bitmedi.. Mudanya Konferansı, ordunun İstanbul'a girişi ve Trakya'nın teslim alınması, padişahlığın 1 Kasım'da kaldırılması da özellikle İstanbul'da dinmek bilmeyen sevinç gösterilerine yol açtı.. En son Ankara hükümetinin “yeter artık” dediği güne kadar 2,5 ay boyunca Türk halkı Diyarbakır'dan İzmir'e, Rize'den İstanbul'a kadar bayram yaptı.

Türkiye'nin bundan önceki büyük bayramı ikinci meşrutiyetin ilan edildiği 10 Temmuz 1908'de yaşanmış ve o da günlerce sürmüştü.. Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Arap ve imparatorlukta ne kadar milliyet varsa artık eşitlendiklerini, kardeş olduklarını ve hürriyete kavuştuklarını düşündüler.

Bir de Amerikalıların ve müttefiklerinin çekilmesiyle Afganistan'daki görüntülere baktığımızda, fotoğraf ve videolar daha çok başkent Kabil'den geliyor.. Hiç de öyle bir coşku eseri yok.. Caddelerde elleri silahlı Taliban militanlarından başka kimseler görünmüyor.. Kadınlara sokağa çıkmamaları öğütleniyor.. Türk Kurtuluş Savaşında ise kadınlar sokaklardaydı ve asker İzmir'e doğru ilerlerken köylerinden/kasabalarından geçen askerlerin boynuna sarılıyor ve ikramda bulunuyorlardı.

Kurtuluş Savaşının zaferi bütün millette coşkun bir sevinç yaratmışken, Afganistan halkındaki bu durgunluğu neye yormalıyız? Yoksa Afgan halkı ülkeden yabancı askerlerin çekilmesini istemiyor ve bu çekilişe üzülüyorlar mı? Bu ihtimali düşünmek Afgan halkına haksızlık olur.. Bir avuç işbirlikçi dışında ülkede işgal güçlerinin bulunmasını isteyen bir halk bulunamaz.. Afganistan'daki coşku azlığı veya yokluğu, ülkede hakim hale gelen radikal dinci Taliban korkusudur.. Taliban zaten halkına özgürlük de vaat etmiyor.. Aksine, halkı şeriat denen bir cenderenin içine sokacağını ilan ediyor.

Türk Kurtuluş Savaşının önderleri, zaten modern bir eğitimden geliyorlardı ve zaferle birlikte modernizmin önü daha da açılıyordu.. Afganistan'da ise bunun tam tersi oluyor.. Medrese mollalarından oluşan Taliban, Afgan halkının önünü açmıyor, aksine, 1919'da Emanullah Han döneminde açılan ara/ara tekrarlanan modernizm kapılarını tamamen kapatacağını, sıkı şeriat devleti kuracağını ilan ederek kapatıyor.

Ülkede yabancı güçler istemeyen Afgan halkı, Taliban'dan korkuyor.. Taliban yöneticilerinin Batılı gazeteciler önünde sureti haktan görünen demeçler vermesine de aldanmamak gerekir.. Kuracakları rejimin sınırlarını çoktan çizmişlerdir.

Taliban Afganistan'ın Atatürk'ü olmaktan başka ikinci meşrutiyete karşı İstanbul'da ayaklanan 31 Mart (1909) gericilerine benziyor.. Onlar da meşrutiyeti gavurluk olarak ilan eden ve şeriat isteyen bir güruhtu.. Onları bastıran Harekât Ordusunun Kurmay Başkanlığını da bir ara Mustafa Kemal Paşa yapmıştı.

Türkiye'nin antiemperyalist devrimiyle bugün Afganistan'da olanların tek benzerliği yabancı güçlerin ülkeden çıkarılmış olmasından ibarettir.. Şu farkla ki Türkiye'de bu cephe savaşlarıyla, Afganistan'da ise yorulmuş Amerika'nın Taliban'la aylar önce yaptığı bir anlaşma ile gerçekleşmiştir. Kuvayı Milliye; milliyetçi, modern, eşitlikçi ve ileri bir bağımsızlık hareketiydi.. Kuvayı Milliye başarılı olduğunda toplum İngiliz gemisiyle kaçmamıştır.. Kadınlar korku içinde yardım talep etmemiştir.. Genç kızlar manavdan meyve seçer gibi seçilerek savaşçılara hediye edilmemiştir!..

Yazarın Diğer Yazıları