Gelişmeler ve anketler, (Özellikle her seçimin nokta atışı bileni olarak dikkat çeken Avrasya Anket Kemal Özkiraz) iktidarın son demini yaşadığını vatandaşlarımıza net bir şekilde gösterirken, sonunun geldiği, yükselen muhalefete bakarak rahatlıkla ileri sürülebilir.. 7 Haziran 2015 seçimlerinde gerçekten de iktidar çoğunluğu kaybetti.. Tek başına hükümet kuramadı ve olası koalisyonlara da engel olarak yüce Türk milletini yeni bir seçime götürdü.. Demek ki her şeyin bir vakti varmış ve tarih her zaman için sabırlıdır.
İktidarın, seçimi kaybetse de iktidarı bırakmayacağı konusunda çeşitli haklı iddialar var.. Savaş gibi nedenlerle seçimleri ertelemek, seçim yasalarını değiştirerek kendini çoğunluk yapacak bir sistem bulabilmek, kaybettiği seçimleri İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerinde olduğu gibi çeşitli ilgisiz/alakasız bahanelerle iptal etmek ve kazanmak için yeni yollar aramak başvuracağı başlıca yollar arasında görülüyor.. Ana muhalefet liderine yapılan linç girişimleri ve son olarak İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’e yönelik “daha neler olacak neler” söylemi bunun işaretleridir ve bu konuda akla gelmeyenler de buna rahatlıkla eklenebilir.. Çünkü iktidarın söylemlerine baktığımızda, iktidarın Yüce Allah tarafından kendilerine bahşedildiği gibi bir kanıda olunduğu görülüyor.. Fakat dünyada sonsuza kadar süren bir iktidar görülmemiştir!.
Mevcut olanlar gidicidir!.. Onun yerini, AKP Millet İttifakını parçalayamazsa (!) bugünkü muhalefet partilerinden oluşan bir ortaklığın alacağını kör olmayan her göz rahatlıkla görebilmektedir.. Anayasal sisteme dönülmesiyle Türkiye’miz bir süre nefes alma imkânı bulacaktır.. Kendileri farkında olmasa da bu değişim (bir kısım) iktidara oy vermiş ve verecek olanların da yararına olacaktır.. Mevcutların siyasette ve sosyal hayatta, hatta kendi yandaşlarını ihale ile zengin etmek, atamalarda liyakati bir yana atmak gibi uygulamalarla ahlakta yarattığı derin tahribatı onarmak, yeni gelecek olan iktidar için kesinlikle bir hayli zaman alacaktır.. Bugünkü iktidarın ve onun yerini alması muhtemel olan muhalefetin sınıfsal yapısına baktığımızda; İktidar, ülkenin devlet ihaleleriyle zengin olmuş, ülkenin en varlıklı kesimlerini temsil etmekte olduğu, muhalefet bloğunun ise bu soygun düzeninden zarar gören merkez sağ ve merkezi temsil eden bir burjuva bloğu olduğu görülüyor.. 100 yıllık tarihimizde birbirlerinin yerini alan iktidarlar hep burjuva sınıflarıdır.. Biri gitmiş, diğeri gelmiş, emekçilerse bu iktidar mücadelesinin uzağında kalmıştır.. Bunun nedeni, nüfusun en geniş kesimleri olan işçilerin ve devasa bir küçük burjuva kitlesinin kullanabileceği iktidar araçlarının olmayışıdır.. Ellerinde bankalar, ithalat ve ihracat şirketleri, büyük çiftlikler yoktur.. Örgütlenmiş küçük bir kesim dışında iktidara gelecek cesaretleri ve bilinçleri de yoktur.. Şimdiye kadar hiç devlet yönetmemişlerdir.. Bir parça başlarını uzattıklarında ise bir şekilde ezilmişlerdir.. Partileri kapatılmış, liderleri hapsedilmiştir.. Tarihimizde halk kitlelerine özgürlük tanıyan ve onların hareketlenmesine fırsat veren 51 yıl önce yaşanan 27 Mayıs 1960 hareketinin getirdiği 1961 Anayasası’dır.. Çok geçmeden kazanılan özgürlükleri ve bu anayasayı da boğmuşlardır.
Siyasi mücadelenin temel amacı, ekonomik kaynakları ele geçirmektir.. Muhalefet, bu kaynakları emekçiler yararına kullanmak için esaslı bir program yaparak bunu kesin olarak uygulayacağı konusunda emekçilere güven vermelidir.. Bu güveni ve programı uygulamazsa iktidarlık dönemleri yeni bir tahterevalli ile sonuçlanır!..