Dünyayı ve ülkemizi kasıp kavuran coronavirüs salgını en büyük tahribatı eğitimde yaşatırken, her gün yüzlerce vaka kayda geçiyor ve onlarca insanımız hayatını kaybediyor. Eğitimde yaşanan sorunlar az değil ve neredeyse bir yıldan bu yana okullar kapalı, eğitim dünyası ise darmadağın.
Bu dönem okula başlama yaşına gelenler, okul yüzü dahi göremediler.. Üniversiteye kayıt yaptıranlar ise üniversitelerinin olduğu şehri bilmiyorlar..
Sırf bir şeyler yapmış olmak için bir şeyler yapılıyor.. İyi niyetlerinden hiç şüphemiz yok, ama bu şekilde de olmuyor.. Eğitimin uzaktanı olmaz..
Olmadığı da ortada zaten..Geçen Mart ayından bu yana okulların açılışıyla ilgi defalarca tarihler verildi ve bugünlerde 15 Şubat'tan sonra okullar açılabilir deniliyor..
Muhtemelen bu tarih geldiğinde tekrar uzatılacak ya da bir süre açıldıktan sonra tekrar kapatılacak.. Demem o ki; “Ülke genelinde kısıtlamalar sürdükçe okulların açılması düşünülemez..”
Uzaktan eğitimden bir sonuç alabildik mi diye sorulacak olursa, öğrencilere verilen hayali karnelere bakarsanız yüz üzerinden doksan puan verebilirler ama siz bir de velilere ve öğrencilere sorun bakalım..
İşin bir başka boyutu da eğitimin devam ediyor olması.. Dönem sonunda her öğrenci bir üst sınıfa geçecek.. Örneğin yaşı gereği ilkokula başlayan küçükler daha a ve b’yi görmeden ikinci sınıfa geçecekler..
Üniversiteye kayıt yaptıran gençler daha kampusa girmeden ikinci sınıfa geçecekler..
Son sınıftakiler mezun olacak.. Liseyi bitirenler üniversiteye giriş sınavına girecekler.. Ortaokulu tamamlayanlar liselere yerleştirme sınavlarına girecekler.. Bütün bunlar hangi eğitimle hangi bilgiyle olacak acaba?
Uzaktan eğitimin de kendi içinde dağ gibi sorunları var.. Devlete getirdiği sorunlar başka, velilerin yaşadığı sorunlar başka, öğrencilere yüklediği sorumluluklar ise başka.. Güya uzaktan eğitim yapıyoruz ama 3 milyon öğrenciye ulaşamıyoruz.. Anadolu'nun büyük bir bölümünde ve özellikle köylerde internet altyapısı yok.. Olan da yetersiz.. Çoğu öğrencinin bilgisayarı yok, televizyonu yok, aile ortamları yok..
Eğitimden uzak kalmasın diye çoğu aile boğazından keserek çocuklarına bilgisayar almak zorunda kaldı ve yeni internet abonelikleri oluşturuldu.. Ailelerin omuzlarına maddi yük bindi ve bütçeleri zorlandıkça zorlandı ve bunlara rağmen bu işin olamayacağı anlaşıldı..
Evet, sağlık gibi bir değer var ortada.. Bu kadar öğrenciyi ve öğretmeni riske atmak doğru olmazdı ancak eğitim de çok doğru olmadı.. Bu yöntemle sınıf geçmek gerçekçi bir değerlendirme değildir.. Öyleyse bu salgın geçene kadar eğitim tamamen dondurulamaz mıydı mı diye düşünüyor insan.. Eğitim veriyoruz ya da eğitim alıyoruz diye kendimizi kandırmayalım..
Her öğrenci, kaydolduğu ve okuduğu sınıfta salgın sonrasına, yüz/yüze eğitimin başlayacağı güne kadar bekler, sınıf geçme ve mezun olmalar dondurulur ve öğrenciler de böyle uyduruk bir sistemle cebelleşmek zorunda kalmazlar, sınavlara girmezler.. Sorunlu dönem bu şekilde geçilir.. Ülkede salgınla ilgili sorunlar bitene kadar eğitime ara verilebilir ve bunun adını koyulabilir.. Zor bir karar denilebilir ancak bu gibi kriz dönemlerinde cesurca kararlar alınması da zorunludur.. Bu da şüphesiz cesurca bir karar olacaktır..