Ekonomiyi düze çıkarmak için alınacak önlemlerin kısa zamanda arzulanan sonucu vermesi mümkün değildir ve bu nedenle halkımızın çektiği ekonomik sıkıntının eşit oranda göğüslenmesini sağlama hususu daha çok önemsenmelidir. Ülkemizde işsizi olmayan aileler yok gibidir ve bu ailelerin büyük çoğunluğu dar gelirli olan ailelerdir. Milli gelir dağılımındaki adaletsizliğin en önemli halkası olan ücret dengesizliği nedeniyle ekonomik alanda tam anlamı ile sıkıntı çekmekte olan bu insanlarımızı kısmen de olsa rahatlatabilecek önlem vardır ve bu önlem, ücret dengesizliğini gerçek anlamda giderecek formüllerde karar kılıp hayata geçirmektir.
Yüzde üzerinden yapılan ücret artışlarında; “çok alana çok, az alan az” uygulaması devam ettirildiğinden ücret dengesizliğindeki ara daha da açılmaktadır ve bu mağduriyetin giderileceği yılladır vaat edildiği halde söz verenler, sözlerinin arkasında durmamışlardır. Söz konusu ücret dengesizliği mağduriyetini gidermek için alınabilecek önlemlerden biri ücret artışlarını seyyanen gerçekleştirmektir. Yani milletvekili de dahil olmak üzere herkesin ücretine aynı oranda zam yapmaktır. Bir diğer önlem; yüksek ücret alanların aldığı ücreti bir müddet için sabit tutarak onlara verilecek olan artışı mağdurlar arasında pay etmektir.
Koyu işsizliğin ceremesini çeken aileleri kısmen rahatlatmak için dile getirdiğim beklentiler dikkate alınmadıkça, dar gelirle halkımızın mağduriyeti daha da tırmanacak ve bunun vebali, beklenen kararları dikkate almayan yetkililerin olacaktır. Hiç kimsenin “insanca yaşamak sadece benim ve benim gibilerindir…” zihniyetiyle hareket etmeye hakları yoktur. Sıkıntıların eşit ölçülerde göğüslenmesini sağlama beklentisine kulak tıkamak, halkın mağduriyetine aldırış etmeme anlamı taşıdığından, sergilenen bu tutuma olan nefret büyüyecektir.
İlgililer, ülkemizde milyonlarca insanımızın sıkıntıları eşit ölçülerde göğüsleme şansından mahrum kılındıkları gerçeğini artık görerek insanca yaşam hakkının sadece kendilerine ait olmadığını gözler önüne seren bir tavır içine girmelidirler. Aksi halde, çalışma barışı da yok olma tehlikesine girecektir. Samimiyetle, tüm etkili ve yetkililerin dikkatini çekiyorum.