Yusuf Salih Arıtürk

SELAM OLSUN!..

Yusuf Salih Arıtürk

Çanakkale Savaşları’nın ehemmiyeti ve azameti zamana bağlı kalmadan gelecek nesle; "Tarihi, Askeri, İçtimai, Ahlaki, Ekonomik ve Siyasi bakımdan mütemadiyen bir inceleme zemini olacaktır.. Çünkü o, bütün cihan tarihi içinde cereyan eden yedi büyük olaydan biridir.. Bin yıllık Anadolu tarihimiz içinde ise kazandığımız zaferlerin en kanlısıdır..

Çanakkale geçilebilseydi bugün siz ve ben yoktuk.. Buna göre ülkemizin gerçek sahipleri Çanakkale kahramanlarıdır.. Orada,

Gazi Mustafa Kemal

vardı..

Seyit Onbaşı

ve

Yahya Çavuşlar

vardı..

Bigalı Mehmet Çavuş

da oradaydı..

Harputlu Ömer Çavuş, Ödemişli Ömer Onbaşı

hep oradaydı.. Dünya askerlik tarihinde benzerleri hiç olmayan

27. ve 57. şehit Alayları

vardı.. Mevzilerde kendisi nöbet tutup, erlerini istirahat ettiren

Binbaşı Arif Beyler

vardı.. “Yetiş ya Muhammed, vatanımız elden gidiyor” diye feryat eden ve en önde nara atarak İngilizleri kovalayan

Binbaşı Lütfü Beyler

vardı.. Çanakkale ile ilgili eserleri, ibretlik hikâyeleri okumak, okutmak anlatmak o ruhu ortak yaşamak gerekir diye düşünüyorum. Milletimiz, mukaddes vatanımızın korunması için canlarını veren şehitlerini ve gazilerini hiçbir zaman unutmayacak, onların bıraktıkları kutsal mirasa, vatanımıza ve bayrağımıza onurla sahip çıkacaktır.

Çanakkale Zaferi'nin 106. yıldönümünü kutluyor; bugünlere ulaşmamızı sağlayan başta

Gazi Mustafa Kemal Atatürk

ve silah arkadaşları olmak üzere, vatanın bölünmez bütünlüğü ve Türk milletinin huzur ve güvenliği için hayatlarını feda etmekten çekinmeyen aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla yad ederek;

İnegöl'ün işgali sırasında oğlunun işgalci Yunan askerlere yardım edip yol gösterdiğini öğrenince silahı beline takıp, oğlunu bulup alnının ortasından vuran

Domaniçli Habibe kadına,

Annesi veremden ölünce, 8 yaşında babası ile cephe/cephe gezen, 12 yaşında on başı rütbesi alan; Geyve, Sakarya, Gediz, Birinci ve İkinci İnönü savaşlarında bilfiil savaşan

Nezahat Onbaşı'ya,

Aralık 1921'de cepheye mermi taşımak için civar köylerden İnegöl'e gelen ve kağnının kara saplanması nedeniyle sırtında bebeği ile ayakta donarak can veren Ş

erife Bacı'ya,

İzmir'in işgali üzerine 19 yaşında eşi ile birlikte Kuvayı Milliye çetelerine katılıp 2 yıl dağlarda mücadele eden, 17 Mart 1922'de çatışma esnasında düşmana erkeklerden önce atıldığı esnada şehit düşen

Gördesli Makbule'ye,

İşgal esnasında Sivas'a gidip Mustafa Kemal'i bulup görev isteyen, Geyve'de gazi olan, Trikupis'e esir düşüp kurtulan, parayı pulu geri çevirip, açlık içerisinde vefat eden

çavuş Kara Fatma'ya,

22 yaşında altınlarını satıp mavzer, çizme ve elbise satın alarak İzmir'e geçen, 600 kişilik kafileyi düşmandan kaçırmayı başaran, İzmir'de bacağı kırılan, Pozantı'da sol kasığından yaralanan

gazi Binbaşı Ayşe'ye,

23 yaşında silahlanıp düşman karşısına çıkan, düşmanın Aydın'dan çıkartılması esnasında görev alan, Mustafa Kemal'in önerisiyle meclis tarafından kırmızı şeritli istiklal madalyası verilen

Çete Emiri Ayşe'ye,

Kılavuzluk yapmak amacıyla düşman içine sızıp, Fransız birliğini gece vakti Karboğazı mevkiine sokup 44 Türk askerinin 700 Fransız askerini tepelemesini sağlayan

Kılavuz Hatice’ye,

Osmaniye'de Fransızların yaptığı baskın esnasında korkup çekilen askerlere "Ben kadın halimle ayaktayken yerlerde sürünmeye utanmıyor musunuz?" diyerek düşman üzerine atılan ve orada şehit olan

Tayyar Rahmiye'ye

selam olsun diyorum..

Yazarın Diğer Yazıları