Yusuf Salih Arıtürk

NEREDE BUNUN FRENİ!

Yusuf Salih Arıtürk

“Halkçılık” sözcüğü, gerçekte “sosyalizm”in Türkçesidir ama tarih içinde bu iki sözcüğün yüklendiği anlamlar farklılaşmıştır.. Yine de burada ikisini aynı anlamda kullanıyorum.. Bir insan ne kadar halkçıysa, yani emekten, emekçiden yana, onların dertlerini dert edinen, çözüm olarak halkın iktidara gelmesini isterse, o kadar vicdan sahibidir.. Bir insan ne kadar muktedirlerden, para babalarından, soygun ve sömürücülerden yanaysa o kadar vicdansızdır.. Bu gerçek günümüz olaylarında olduğu gibi bütün tarihsel olaylara bakışta da kendisini fazlasıyla gösterir.

Kimlerin fabrikaları, bankaları, büyük çiftlikleri, şirketleri ve medya organları varsa, o oranda söz sahibidirler.. Tarihte yaşanan olaylar hakkında hüküm vermek de onların hakkıdır.. Bir mecliste en arka sıralara diz çöküp köyün ağalarını dinleyen zavallı yoksul köylüler söze karışamazlar.. Servet ve iktidardan yoksun emekçiler ve onların haklarını savunan aydınlar,  aykırı bir şey söyler diye televizyondaki tartışmalara çağrılmamaktadırlar.. Küçük burjuva ve orta sınıfların sözcüleri ise, ağaların tepkisini çekmemek için “haklısın ağam/paşam” demekten başka hiç bir şey yapmazlar.. Küçük burjuvazinin kendine özgü görüşleri yoktur.. Sınıf atlama çabası içinde olduğu için kendi üstündeki sınıfın görüşlerinden kopmamaya özen gösterir ve aynı zamanda onların hışmından korkar.. Hak, adalet, vicdan toprağa gömülmüştür.. Yalçın kayalıklardan uçurumlara atılmış, savunmasız insanlar kurda kuşa yem edilmiştir.

Siirt dahil olmak üzere ülkemizin her yerinden hemen her gün intihar haberleri geliyor ve bu intiharların birçoğunun ekonomik nedenlerden kaynaklandığı anlaşılıyor.. Birileri tarafından her ne kadar pembe tablo çiziliyorsa da mızrak ne yazık ki artık çuvala sığmıyor.

Bu konuda dikkatimi çeken bir hikâyeyi de siz değerli okuyucularımla paylaşmak isterim;

Adamın biri Peugeot marka bir minibüs alır ve sonraki gün yolcu taşımaya çıkar.. Minibüs tıklım/tıklım, tutar kasabanın yolunu ve gittikçe hızlanır.. Yolculardan biri, kaptan yavaş.. Bir yere çarpacağız der.. Şoför, sen Peugeot’u biliyon mu der.. Yolcu, hayır der.

Şoför, o zaman susacaksın der ve yoluna devam eder.. Minibüs hızlanmaya devam eder.. Bir yolcu daha seslenir, oğlum ben hastayım, biraz yavaş olur musun lütfen..

Şoför yine sorar, sen Peugeot'u biliyon mu? Amca ne bilsin, hayır! der.. O zaman susacaksın der, Şoföre bu kez bir kadın seslenir, hamileyim lütfen biraz yavaş ol, çocuğumu düşüreceğim.. Şoför yine sorar, sen Peugeot'u biliyon mu? Kadın, yok der.. Şoför yine aynı cevabı verir.. Son olarak arkadan kızgın bir ses tonuyla bir genç seslenir, yavaş git kardeşim, öldüreceksin bizi.. Şoför yine sorar, sen Peugeot'u biliyon mu? Genç, biliyorum lan, ne olacak? der.. Şoför, o zaman çabuk söyle, bunun freni nerede!..

Evet, milletimizin hali aslında Peugeot minibüsten de beter.. Freni nerede bunun!..

Yazarın Diğer Yazıları