İktidar çevreleri de muhalefette olanlar da önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhalefetin kimi aday göstermesi gerektiği üzerine sabah/akşam istediği ve düşlediği isimleri telaffuz ediyor.. İktidarın adayı herkesin malumu.. Muhalefetin adayı için ise bolca rivayetler var.. Neredeyse ortak hale gelen görüş, muhalefetin bu kez seçimlerin ilk turunda ortak bir aday çıkarması yönündedir.. Mevcut rejime son vererek parlamenter sisteme dönülmesi için olmazsa olmaz iki koşul var.
Bunlardan birincisi, ortak bir adayda karar kılmak.. Millet ittifakının ayrı adaylar çıkarması doğrudan/doğruya rakibinin amaçlarına hizmet etmekten başka hiç bir şey değildir..
İkincisi, ortak adayı belirlerken partilerin dayatmaları yerine, ortak akılla hareket etmektir.. Her partinin gönlünden bir Cumhurbaşkanı adayı çıkarmak doğal olarak geçebilir.. Ancak Cumhurbaşkanı, halkın Cumhurbaşkanı olacağına göre, bu konuda her partinin bulundukları ittifak adına özveri göstermeleri, kamuoyu yoklamalarında en önde görünen adayda karar kılmaları en doğru olanıdır.
Bir süredir CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisi tarafından aday gösterilip/gösterilmeyeceği tartışılıyor.. Birkaç seçimdir AKP çevreleri Kılıçdaroğlu’na hodri meydan diyorlar.. Kılıçdaroğlu ise böyle bir serüvene kalkışmadı ve gerekçe olarak da bir parti başkanının Cumhurbaşkanı olmaması gerektiğini söyledi haklı olaraktan.. İlk seçimde MHP ile birlikte gösterdiği adayı bazı CHP’liler beğenmediler ama işin asıl eksik tarafı bu adayın kitlelere hiç danışmadan bir emrivaki olarak ortaya çıkarılmış olmasıydı.. İkinci seçimde Kılıçdaroğlu yine aday olmadı ve madem çok istiyorsun, adayımız sen ol bari diyerek Muharrem İnce’yi aday gösterdi.
Aradan geçen üç yıl içerisinde durum bir hayli değişti.. Kamuoyu yoklamalarının neredeyse tamamında muhalefetin aday göstermesi ihtimali olan bazı isimler mevcut Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok önüne geçmiş ve Cumhur İttifakının oyları ise hızla erime sürecine girmiştir.
CHP’nin ileri gelenlerinden bazıları, partimizin adayı Kılıçdaroğlu’dur derken, Kılıçdaroğlu bunu düzelterek adayın kim olacağına Millet İttifakının bileşenleri ile birlikte karar verileceğini açıklayarak doğru olanı yapmıştır.. Sayın Kılıçdaroğlu da tabii ki aday gösterilmez değildir ancak, bunu, anketlerin Kılıçdaroğlu’nu Erdoğan’dan önde gösterdiği zaman dile getirmek Millet İttifakı için en doğru olanıdır.. Böyle bir güvenceye yaslanmadan, gerek rakiplerinin kurduğu tuzağa düşerek, gerekse bazı CHP kurmaylarının kendi Genel Başkanlarını onore etmek adına Kılıçdaroğlu’nun adaylığını açıklamak tamamen yanlıştır.
Bütün bunlar dışında, HDP seçimlere ne şekilde katılacak bu durum henüz bir netlik kazanmamıştır.. HDP’nin siyaset sahnesinde oynayacağı rolün Millet İttifakı içinde bazı tereddütler doğurduğu da anlaşılıyor.. HDP’nin oylarını istememek, bize yanaşmasın ve ne yaparsa yapsın diye düşünmek seçim sonuçlarını tamamen rakibine teslim etmekten başka bir şey değildir.. Anketlerin gösterdiği matematik, CHP ve İyi Parti gibi HDP oyları olmaksızın Cumhur İttifakına karşı başarı gösterilemeyeceğini net bir şekilde ortaya koymaktadır ve HDP seçmenlerinin büyük bir çoğunluğunun Millet İttifakı adayına oy vermek istedikleri de gün gibi ortada duruyor.. Hükümetin suçlamalarından korunmak için HDP, Millet İttifakının bileşenlerinden sayılmıyor.. Aslında HDP’nin bunu hiçbir şekilde sorun etmemesi gerekiyor.. HDP Millet İttifakının adayına bütün oylarıyla tam destek vermelidir ve bu düşüncede olduklarını bulunduğumuz mekânlarda zaten açıkça dile getiriyorlar.. İşin gerçeği, HDP oylarının büyük bir bölümünü alamayan hiçbir adayın Cumhurbaşkanı seçilme şansının olmadığıdır.. Sosyalistler kendi programlarına çok uzak olan insanların da içinde olduğu Millet İttifakını destekliyorlarsa/destekleyecekse bu zorunluluk HDP için de vardır.. İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerinde TKP’nin sandığa gitmeme tutumu, kesinlikle tekrarlanabilecek bir anlayış olmamalıdır.