Yusuf Salih Arıtürk

MUHALEFETİN SİVRİSİNEK AVI!..

Yusuf Salih Arıtürk

Son yıllarda ülkece küçük şeylere takılıp kaldık.. Oysa, bütün mesele siyasi yapı ve ekonomik politikalar olmalı.. Bu siyasi yapı ve ekonomik politikalar değişmezse bugüne kadar gerçekleştirilen satışların arkası gelecektir ve hatta bugün tartıştığımız satışlar için, bunlar daha başlangıç bile diyebiliriz.. 12 Eylül 1980 darbesi bugün bu satışlar olsun diye yapılmıştır.. Darbe öncesi Türkiye'yi yöneten siyasi partilerin genel başkanlarının tamamı hakkın rahmetine kavuştular.. Adalet Partisi Süleyman Demirel, Cumhuriyet Halk Partisi Bülent Ecevit, Milliyetçi Hareket Partisi Alparslan Türkeş, Milli Selamet Partisi Necmettin Erbakan.. Bunların hiçbiri bir karış toprak satmadılar/satmayı akıllarının ucundan dahi geçirmediler.. Hiç biri bugünkü gibi bir Türkiye düşünmemişlerdir bile.. Bırakın satmayı ülkeye fabrika kurmak için yarış halindeydiler..

Parlamenter sistem ve karma ekonomi politikasını benimsemiş, ülkeyi de bu doğrultuda yönetmeye çalışmışlardı ve bu yönetim felsefesi cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Türkiye Cumhuriyeti'nin benimsediği yönetim şekliydi..

Cumhuriyetle birlikte oluşan bu yönetimi benimseyenler bir darbeyle yönetimden uzaklaştırıldılar, hapsedildiler ve siyaset yapmalarına yasak getirildi..

Ülkemiz serbest piyasa söylemiyle liberal ekonomiye geçirildi.. Sistemin siyasi altyapısı oluşturularak adım/adım uygulamalara başlandı.. Boğaz Köprüsü hisseleri satışa çıkarıldığında hepimiz şaşırmıştık.. Özelleştirme denilen devlet işletmelerinin satışı bu dönemlerde başladı.. Kamu iktisadi teşebbüsleri birer/birer satıldı.. Kısa bir dönem 1991/2002 yılları arasında yönetimde bazı değişiklikler ortaya çıksa da süreç yeni bir siyasi yapılanmayla devam ederken, “babalar gibi satarız” diyeninden tutun da “ben ülkemi pazarlamakla mükellefim diyebilen bir yönetimle ekonomik yapı kökten değiştirildi.. Buna bir de yönetim sisteminde yapılan değişikliği de katabiliriz.. Bu sistemde her şeyinizi satabilirsiniz.. Uluslararası sermaye için sizin her şeyiniz artık satın alınabilecek bir maldır.. Fabrikaymış, limanmış, tersaneymiş, tarım arazisiymiş, haberleşme ve enerji sistemleriymiş, bankalarmış, borsaymış, madenlerinizmiş, akarsularınızmış, kıyı ve körfezlerinizmiş, hatta vatan toprağınızmış; hiç fark etmez!..

Her şeyi “para paradır, paranın dini ve milliyeti olmaz” diye açıklayabilirsiniz..

Bütün bu satışlar mevcut ekonomik sistem içinde hukukidir.. Bu yönetim anlayışı içinde bütün bunların ülkenin kalkınması ve halkın refahı için yapıldığını bile söyleyebilir, iddia edebilirsiniz.. Bu ekonomik sistem ve yönetim anlayışı sürdükçe daha nelerin satılacağını bugünden hayal bile edemezsiniz.. Liberal ekonomi kendi kuralları içinde yapılması gerekenleri hayata geçirmeye mutlaka devam edecektir..

Eleştirilere bakıldığında muhalefetin küçük şeylere takıldığı da ortada.. Diyelim ki muhalefet etkili oldu ve bir satışı engelledi.. O kadar çok şey çeşitli adlar altında satılıyor veya devrediliyor ki, hangi birisini engelleyeceksiniz.. Sivrisinekleri birer/birer öldürmekle sonuç alınabildiğini ben hiç görmedim de muhalefet çok gördü sanırım.. Kökten çözüm üretmelisiniz.. Vatandaşın dikkat etmesi gerektiği en önemli hususlardan biri de budur..

Yazarın Diğer Yazıları