Döviz kurları yukarı doğru tırmanıyor ve milletimizin başı enflasyonla büyük belada.. Cumhuriyet tarihinde belki de ilk kez devletin borçlanma anapara miktarının üzerinde bir faiz yüküyle karşı karşıyayız.. Devletin ödeyeceği faiz şu anda borcun anaparasının önüne geçti ve deyim yerindeyse Türkiye’miz fakirleştiren bir büyüme içerisine girdi.
Fakirleştiren büyüme, Hint asıllı bir ekonomistin ortaya koyduğu kavramdır.. Rakamlara bakınca büyüyorsunuz ama refah seviyesine baktığınızda ise sefaletiniz artıyor.. Bu iktisatçıların yaptığı bir araştırmanın neticesidir.. Bunu yaparken, 1970 yılından itibaren başlayarak bir seriyi alıyorlar ve 2018 yılını da kapsayacak bir şekilde Türkiye ekonomisini bir analize tabi tutuyorlar.
Ulaştıkları sonuç şu; Türkiye ekonomisi %2 oranında büyümüşse işsizlik oranı %3,5 artmış, Türkiye ekonomisi %5 büyümüşse işsizlik oranı %7,5 artmış.. Bu durum, yani fakirleştiren büyüme kavramı Türkiye’miz ekonomisine tamamen uyuyor.
Türkiye, borçlanarak üretim yapabilen bir ülkedir.. Borçlanarak üretim yaptığımız için, üretimimizin içindeki girdilerin %75'i ithalat kaynaklı olduğu için, dış ticaretimiz sürekli açık verdiği için, bütçemizde sürekli açık veriyor.. Üstelik son dönem uygulamalarından dolayı döviz ve altın cinsinden de borçlu olan bir ülke olduğumuz için yabancı paraya su ve ekmek gibi muhtaç olan bir ekonomi durumuna geliyorsunuz.
Risk primi denilen bir şey var.. Size borç verenler o risk primine bakarlar.. Hukuk düzeni, ekonomi yatırım ortamı ne kadar güvenli diye baktıkları ve bu açıdan da kredi notunuz düşük olduğu için, başkasına 5 ile verdiğini size 15 ile verirler ki öyle de yapıyorlar.
Tarım sektörüne baktığınızda gübrenin, sulama imkânlarının, tohumun, tarımsal aletlerin fiyatlarında devasa artışlar var.. Buğdayda ton başına devletin 2 bin 250 lira destekleme fiyatı var.. Çukurova’da kendi yerli buğday üretiminin başladığı Mayıs ayı başında iki tane ithalat ihalesi yapıldı ve orada verilen fiyat, vatandaşına verdiği fiyatların 3-4 katı oranında.. Tarımı destekliyoruz deniliyor ya hani, böyle bir durumla karşılaşılmışken siz tarımı nasıl desteklemiş oluyorsunuz acaba?