Mikropların tarihi diğer canlıların tarihinden çok daha eskidir ve daha insan yaratılmadan önce mikropların yaşadığı bilim adamlarınca kanıtlanmıştır..
Mikroplar, bitkilerin ve daha sonra diğer canlıların bedenlerinde hayat bulmuşlardır.. Çünkü mikroplar cansız varlıkların üzerinde uzun süre yaşam şansı bulamazlar.. Tek başlarına, başka canlılar olmadan kendi cinsleriyle hayat kuramazlar.. Yerleştikleri canlıların üzerinde bir anda milyarlarca çoğalarak güç elde ediyor, kendileri güçlenirken, beslendikleri canlıların hayatını da kâbusa çevirebiliyor ve aynen bugün olduğu gibi yakınlardaki her canlıya kısa zamanda bulaşarak toplu ölümlere sebep olabiliyorlar.
Yalnız, benim bu yazıda bahsetmek istediğim mikrop türü çok daha başka bir tür.. Ruh sağlığımızı, sosyal hayatımızı, huzurumuzu tehdit eden başkaca mikroplar.. Mikrobun bu türü ise sadece insan bedeninde yaşayabiliyor.. Bulaştığı insanın kalbini ve beynini ele geçiriyor ve o insanda vicdan/merhamet/vefa/hoşgörü/sevgi/saygı adına hiç bir şey bırakmıyor ve daha sonra bulaşabildiği herkesin hayatını mahvediyor..
İnsanların birbirine hastalık bulaştırdığının anlaşılması çok eski tarihlere dayanır..
Hastalıklı birinin kısa sürede tüm toplumun ölümüne sebep olduğuna dair geçmişte yüzlerce vaka var.. Özellikle ortaçağ Avrupa’sında bunun örnekleri bir hayli fazla.. Mikropların bulaşıcı özelliklerini ve doğurduğu tehlikeyi ilk fark eden Sultan Fatih’in hocası Akşemseddin’dir.. 15.yüzyılda “Maddetü-l Hayat” adlı eserinde mikrobu tarif etse de, mikroskopla birlikte gözle görünceye kadar, onun yazdıklarına pek itibar edilmemiş, bu yüzden de mikrobu bulan kişi olarak, Akşemseddin yerine Pasteur literatüre geçmiştir.. Akşemseddin ayrıca, Ortaçağ Avrupası’nın çöküşünü de canlı görmüş, bahsettiğimiz o diğer tür mikrobun bizim coğrafyamıza bulaşmaması için devlet yöneticilerini bizzat uyarmıştır.. Belki de bu uyarılar neticesinde zamanında Avrupa gerilerken, biz ilerliyorduk.. Fakat bugün her iki mikrop türü de bizi ciddi şekilde tehdit ediyor, özellikle de ikinci olanı..
Normal olmadıklarını bildiğimiz halde, aramızda normalmiş gibi davranan bu tip mikrop taşıyıcıları, zamanında teşhis ederek karantina altına almazsak, bedenlerimiz sağlam kalsa da ruhlarımızı kaybedeceğiz.. Popüler kültürün de etkisiyle, yaşamın cazibesine öylesine kapıldık ki, geçici olarak sahip olduklarımız yüzünden, kalıcı sahiplenebileceğimiz onca güzelliği çiğneyerek, mikroplara uzun süre yaşayacağı zeminler hazırlıyoruz!...
Ahlakımızı bozan, dinimizi yozlaştıran, hukuku ayaklar altına alan, cesaretimizi kıran, dünyamızı çekilmez hale getiren, kendi hastalıklı, küçük bedenlerini yaşatmak için, tüm dünyayı yok etmekte bir beis görmeyen hep onlar!
Eğer aranızda bulaşıcı hastalıklı biri varsa, ne kadar dikkat ederseniz edin, bugün olmazsa başka bir gün size mikrobunu mutlaka bulaştıracaktır! Bunun olmaması ihtimal dışıdır.. Hastalıklı kişiden uzaklaşmanız, bulaşmamaya dikkat etmeniz size sadece zaman kazandıracaktır.. Kalıcı çözüm mikrobun kökünü kazımaktır! Fiziki görünümlerinin dışında, insani hiçbir vasıf taşımayan bu mikroplarla mücadele etmediğimiz takdirde sonumuz yakın..
Hırslarımızdan kurtularak, beslediğimiz kinimizi körelterek, saygısızlığa prim vermeyerek, hoşgörüyü yücelterek, sevgiyi çoğaltarak, sahip olduklarımızı paylaşarak, yardımlaşarak, şu yalan dünyada herkesin eşit ve hür bir şekilde yaşama hakkı olduğunu kabul ederek, mücadeleyi kazanabilir ve bu mikroplardan arınabiliriz..
“Benlik” duygusundan sıyrılıp, “biz” gibi hareket ettiğimiz takdirde, sadece doğrunun kapısını açıp, yalana müsamaha göstermediğimiz takdirde, işimizde “liyakati” şart koştuğumuz takdirde, yetki peşinde koşmak yerine, “sorumluluk” alma ihtiyacı duyduğumuz takdirde, güçlünün değil, haklının yanında olduğumuz takdirde, devletin imkan ve kaynaklarını bu mikroplara teslim etmediğimiz takdirde, kamu görevini ve yetkisini kişisel bir hak gibi görmeyip, ifa edilmesi gereken vicdani bir vazife gibi yürüttüğümüz takdirde, mikroplara “mikrop” muamelesi yaptığımız takdirde, salgın tehdidinden kurtulabileceğiz..
Ve son söz olarak; Maske takmak, mesafeli durmak, sosyal hayatımıza, ruhumuza bulaşan mikroplar için kalıcı bir çözüm değildir.. Bu tür mikropların kaynağını kurutmak, en doğru yoldur..