Bugünlerde ihmal ettiğimiz bir medya konusu var.. Medya derken, işin içine birçok aygıt giriyor.. Adeta vücudumuzun yeni organı haline gelen cep telefonlarından televizyona kadar.. Gördüğümüz, işittiğimiz, duyduğumuz mesajları taşıyan her araç, her kanal medyanın bir parçasıdır.. Hayatımızdaki etkisi gittikçe büyüyen, herkesin günlük yaşamında önemli bir yer tutan bu aygıtları kullanmayı ne kadar biliyoruz? Tıpkı bir bıçak gibi kendimize zarar vermeden.. Bıçaktan daha fazla tehlike taşıyan bu cihazlar bana göre silah kategorisinde.. Hem de birçoğu toplu imha silahı kategorisinde.. Geçmişe dönük kısa bir haber taraması yapın.. Medya yüzünden hayatı kararan, malını, mülkünü, hatta ailesini, sevdiklerini kaybeden kaç kişiyle karşılaşacaksınız.. O listede kimler yok ki.. Bakanlık, vekillik yapmış, toplumun önünde liderlikte bulunmuş siyasetçiler, profesör unvanlı nice akademisyen, televizyonlarda halka akıl veren onca uzman, hakimlik, savcılık yapmış, vali olmuş, kaymakam olmuş, emniyet müdürü olmuş çok sayıda bürokrat.
Bunlar arasında dikkatimi çeken ilginç bir grup daha var.. Dolandırıcılar!..
Yani anlayacağınız, dolandırıcılar da dolandırılmış epey miktarda.. Hatta son örneği tanıdık.. Çiftlikbank mucidi Tosuncuk.. Ağlaya/sızlaya teslim oldu ve ben de oyuna geldim dedi.. Bu anlamda çok daha dikkat edilmesi gereken, medyanın içinde özel bir konuma gelen sosyal medyadan bahsedecek olursak, hizmet sağlayıcı firmanın çıkarlarını korumak dışında, kullanıcılar için hiçbir güvenlik önlemi yok.. Herkesin kullanımına açık, her şeyin paylaşılmasına izin veren geniş bir kapıları var.
Biz dahil, bütün ülkeler bu şirketlerle baş edemez bir noktaya gelmiş durumda.. Sosyal medya mesajları yayınlandığı an adeta atmosfere karışıyor.. Mesajlar bulutta saklanıyor.. O bulutun nerede olduğunu, nereye gittiğini bilen yok.. Bununla nasıl mücadele edilebilir ki?. Hizmet sağlayıcı firmaların hiçbir ülkede ticaret kaydı yapmaları gerekmiyor.. Çünkü onlar müşteriyi değil, müşteri onları buluyor.. Ama insanlar anlaşılmaz bir şekilde bu firmalara güveniyor.. Zarar görse de, kayıpları olsa da bulutun üstünden emin olup, sosyal medyayı kullanmaya devam ediyor.. Sorunun kısmi çözümü için bir öneri var.. Medya okur/yazarlığı eğitimi.. En azından bu eğitimi alan kişiler biraz daha dikkatli bir kullanıcıya dönüşecek.. Her mesajın üzerine balıklama atlamayacak.. Gördüğü/işittiği mesajları kendi süzgecinden geçirmeden ciddiye almayacak.. İnternetteki/televizyondaki bir çağrıya sorgusuz katılmayacak.
Eskilerin klasik bir lafı var ve görünen düşmandan değil, görünmeyen düşmandan kork diye.. Medyadaki hiçbir şey göründüğü gibi değil.. Karpuz misali içi başka dışı başka olan bu mesaj bombardımanlarının içinde akıl sağlığımızı yitirmeden yaşayabilmek iyice zorlaştı.. Sorunu ciddiye alıp, çoluk/çocuk tüm ahali bilinçli bir medya kullanıcısı olmak zorundayız..Ülkenin medya okur/yazarlığı seviyesini yükseltmemiz gerekiyor.. Aksi takdirde derin medya suları, bilinçsizce dalış yapan nicelerine yine mezar olacak.