Gerçekten iradeniz dışında ortaya çıkan bir olay nedeniyle özür dilediğinizde o davranışınız bir erdemlik olarak tanımlanabilir.. Ancak siz göz göre/göre, bilerek, isteyerek, planlayarak ve tamamen kendi iradenizle böylesine toplumsal bir felaketi etkiyecek davranışta bulunduktan sonra özür diliyorsanız bu özrün hiçbir anlamı kalmaz..
Kalabalık toplantılar salgının yayılmasına elverişli bir ortamsa ve devlet adına bunu yasaklamışsanız bu toplantıların gerçekleşmesi mutlaka önlenmelidir.. Burada iki tez var; Birincisi bu toplantılar salgının yayılmasına elverişli ortamlar mıdır? Cevabınız evet ise ve salgının yayılmasını istemiyorsanız bu toplantıları yapmayacaksınız.. İkincisi ise, bu toplantılar salgının yayılmasını etkilemez diyorsanız, bırakırsınız herkes cenazesini bildiği gibi yapar.. Bırakın, herkes sevdiklerine son görevini yapmak için cami avlularını tıka/basa doldursun.. Ya da millet cami avlularını tıka/basa doldursun ve çıkışta birbirlerinden özür dilesinler!. Neticede devlet büyüklerimiz öyle yapıyor.. Haşa, biz onlardan akıllı mıyız?
Salgınla ilgili kurallara uymuyorsunuz diye lütfen insanları suçlamayalım.. Ortaya koyduğunuz maske/mesafe ve temizlik kurallarına kanaatimce bu ülkenin insanları uyuyor.. Kurallara, kuralları koyanlar ise uymuyor, hiç kusura bakmayın.. Cenazelere katılım 30 kişiyle sınırlandırılmışsa bu ha Sarı Çizmeli Mehmet Ağa olmuş ha Bakan olmuş hiç fark etmez.. Bu kural salgının bulaşma riski olan her cenaze için geçerlidir..
Çok komik değil mi? Şurada bir derneğin kongresini yapmak yasak ama bir partinin kongresini yapmak serbest.. Mesela herhangi bir dernek 7 kişilik yönetimini oluşturacak bir genel kurul yapamıyor ama bir siyasi parti il kongresi yapıyor, gelin de bunun mantıklı bir izahını yapın!. Bütün kabahati vatandaşa yüklemek ne kadar kolay değil mi?