Yusuf Salih Arıtürk

MAKARNAGİLLER!..

Yusuf Salih Arıtürk

"Geçen ay geçinebildiniz mi?” sorusuna verilen yanıtlarda bu ayki barometrede 'kıt kanaat geçinme' oranının yüzde 60'tan yüzde 53'e düştüğü, açıklamanın devamında geçinemediğini veya ödemelerini yapamadığını belirtenlerin ise geçen aya göre yüzde 6 oranında artarak yüzde 28 seviyesine çıkmış vaziyette olduğu anlaşıldı."

Gıda seçiminde saptanan değişimlerinde ise; “tespit edilen iki değişim, halihazırda toplum sağlığını ve geçimini yakından ilgilendiren ve salgın döneminin ortaya çıkardığı eşitsizlikleri de ortaya koyuyor. İlk olarak alt sınıflar gıda tercihi yaparken maliyeti çok daha fazla ön plana koyar hale gelmiş ve üst gelir sınıfı dışındaki tüm sınıflar makarnaya daha fazla yönelmişler. Ayrıca tüm gelir gruplarında daha az meyve, et ve balık yenmeye başlanmış. Beslenmedeki bu değişimler bir yandan insanların hanenin dirliğini korumakta zorlandığına işaret ederken bir diğer yandan da dolaylı yollardan kalıcı etkileri olabileceğine dair ipuçları barındırıyor.”

Eski Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Berat Albayrak'ın deyimiyle (psikolojik!) bir ekonomik kriz ile karşı/karşıya bulunan halkımız ise merhum Ecevit dönemindeki krizi dahi mumla arar hale geldiklerini belirtirlerken, bulundukları ortamlarda yaptıkları değerlendirmelerde; “Bu gidişle “Makarna Cumhuriyetine” döneceğiz, her şeyin en iyisini kendilerine layık gören muhterem zevatlara bunların cevabını zamanı geldiğinde en iyi şekilde mutlaka vereceğiz yorumlarında bulunmaktadırlar” ve bu konuda kendilerine hak vermemek mümkün değil!.

Makarna Cumhuriyeti deyimine bir hayli takıldığım için de hemen bir göz atmak istediğimde ise, böyle bir yer bulunduğunu öğrendim ve şaşkınlıkla bu deyimi kullanan hemşerimize; Muz Cumhuriyetinin, Semih Cumhuriyeti'nin müttefiki Avrupa ve Asya'da toprakları bulunan bir ülke olduğunu, rivayetlere göre bu ülkede yaşayan insanların makarna, bulgur, margarin, pirinç v.b. gibi temel gıdalar karşılığında oy verdiklerini ve bu şekilde devletlerinin “sosyal devlet” olduğunu zannettiklerini, aynı ülkede pırlantadan alınan verginin %0 olduğunu, makarnadan ise vergi alındığını ve ülkenin en ironik yanının da bu olduğunu ifade ettim. Ülkede tecavüz edenden daha çok tecavüze uğrayanın, dayak atandan ziyade dayak yiyenin suçlu olduğunu ve dinlerinin ise pastafaryanizm olduğunu belirtince aldığım yanıt ise, çok düşündürücü ve üzücü bir şekilde; din haricinde farkımız mı var sanki oldu!.

Yazarın Diğer Yazıları