Yusuf Salih Arıtürk

LAF, ANLAYANA ANLATILIR!

Yusuf Salih Arıtürk

Önemli bulduğum ve kullandığım sözlerle ilgili bazı dostlar, ülkemizin içerisinde bulunduğu durumu sen ne kadar güzel anlatırsan anlat, bu söylediklerinin sorgulama muhakemesini ve idrakini neredeyse tamamen yitirmiş toplum nezdinde pik bir değeri olmaz derler ve maalesef ben de bu durumun farkındayım.

Toplumsal meseleleri her şeyin üzerinde görüp, sosyal değerleri ve sosyal kurumları hayatın merkezinde tutmaya çalışan, sadece üç, beş eski kafalı geziyor ortalıkta.. Herkes kendi gemisini yürütme derdinde..

Kendine zararı olmadığı sürece kimse hiç bir yanlışa müdahil dahi olmuyor ve üç maymunu oynayarak, gördüğüne “görmedim”, duyduğuna “duymadım”, bildiğine “bilmedim” diyor.

İnsanoğlu  değişti ve ülkemizde son 20 yıldır kişisel çıkarlar her şeyin üzerinde yer alıyor.. Çarşıda, pazarda, sokakta, düğünde, dernekte, camide, okulda, işyerinde, aile içinde bile bu böyle.. Kimsenin kimseye tahammülü yok.. Saygı cüzdanın içinde kalmış, merhamet kaybolmuş, sabır çatlamış, fedakarlık “aptallık” olmuş.. Adalet,  bölünüp paylaşılmış..

Hepimizin farklı kurallara göre işleyen kendi hukuku var.

Paraya, güce ve otoriteye göre konuşan ve kendi payını alan, geriye bakmıyor ve statükoyu koruma derdine düşüyor.. Kim kalmış, kim düşmüş, kim mağdur, kim mazlum ilgilenen yok.. İnsanın değeri yoksa, insana ait hiç bir şeyin değeri de yok demektir.. Sözlerin değersizliği de bundandır..

Kendi adıma, milli paramızın döviz karşısındaki halen devam eden düşüklüğünü biraz da böyle yorumluyorum.. Birbirimizi gün geçtikçe batırıyoruz ve değersizleştiriyoruz.. Kimse kimseyi anlamaya çalışmıyor…

“Aramızda didişmeyelim, önce gemiyi kurtaralım, sağ salim kıyıya varalım” düşüncesi sıfır.. Asırlar boyunca bu milleti ayakta tutan, ata mirası kadim kültürümüzü iyice yozlaştırdık.. Eksiğiyle fazlasıyla, hatasıyla günahıyla, uzunuyla kısasıyla hep beraber bugünlere kadar gelebildik.

Farklılıklarımız, noksanlıklarımız, yanlışlıklarımız hep oldu ve olacak..

Tüm dünyada örnek gösterilen birlikte yaşama, hayata birlikte tutunma azmimiz nerede kaldı?

“Bizim gibi değil, bize benzemiyor, bizimle hareket etmiyor” gerekçesiyle gücü yeten diğerini gemiden atmaya ve boğmaya çalışıyor.

Birbirimize tahammül ederek, farklılıklara katlanarak birlikte yaşamayı yeniden öğrenmek zorundayız.. Yanımızdakini itibarsızlaştırarak,  kendimize değer katamayız.

Güzelin kıymetini “çirkin” belirler; çirkin diye bir şey olmasaydı, güzelliğin ne anlamı olurdu? Farklılıklar ve zıtlıklar daima zenginleştirir.

İşte bu yüzden, artısı/eksisi, fazlası/noksanı ile birbirimize fazlasıyla ihtiyacımız var.. Paramızı, malımızı, mülkümüzü, kendimizi ve ülkemizi kıymetlendirecek olan bizleriz.. Bunu dışarıdan birileri yapamaz.. “Benim malım çürük” diye bağıran bir pazarcı müşteri bulabilir mi?

Yazarın Diğer Yazıları