Siyasi hayatın olmazsa olmazıdır bu söz.. Konuşursam yer yerinden oynar.. Konuşursam insan içine çıkamazlar..Açıklarsam deprem etkisi yaratır.. Bu başlığı onlar için seçtim.. “Konuşan Türkiye..” Çünkü hiç konuşanı/açıklayanı görülmemiştir.. Onun için de hiç yer yerinden oynamamıştır.. İnsan içine çıkamayan da olmamıştır ve deprem etkisi de yaratmamıştır..
Ülkemizde bu tür söylemler siyasetin en üst düzeyinde ve en üst perdelerinden her zaman oluyor.. Daha önce birlikte çalışan ve ülkeyi birlikte yönetenler birbirlerine parmak sallıyor ve tehditler savuruyorlar.
Atalarımız demiş ya yağmasan da gürle diye, bizimkiler de gürleyip duruyorlar.. Biraz yağsanız da milletimizin bağrına su serpilse keşke..
Bir görseydik geçmişte birlikte yürürken o yolları, ne çoraplar örmüşsünüz şu ciğer paremiz Türkiye'mizin başına.. Azıcık kıyısından köşesinden haberdar olsaydık.. Ama yapamazsınız.. Geçmişten bugüne kadar konuşursam diye başlayıp da konuşamayan çok siyasi gördük.. Böyle bir mert adam çıkar mı derseniz, bence çıkmaz..
O zaman nedir bu yüksekten atıp tutmalar.. Belli ki ortaya çıktığında siyasi sonuçları olabilecek bazı uygulamalarınız oldu.. Her iki taraf da bu uygulamalarda yer aldı.. Birlikte imza attınız bazı şeylere.. Birlikte sorumluluk aldınız.. Birlikte vebal yüklendiniz.. Değneğin, biriniz bir ucundaydınız biriniz öteki ucunda.. Hal böyle olunca konuşamazsınız tabii.. O kadar cesur olamazsınız.. Hiçbir şey açıklayamazsınız..
Oysa inancımız ve kültürümüz “haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” diyor.. Her dönem bu tür çıkışlar görmüştür aziz milletimiz.. Hep birileri bir gün bu cümleyi kurmuştur.. Açıklarsam şöyle olur, böyle olur gibisinden.. Hiç açıklayanı da görmemiştir yine bu millet.. Ortalık hep süt limandır, asayiş berkemaldir...
O zaman neden bu çıkışlar, bir siyasi şantaj mı, bir beklenti mi söz konusudur.. Neden konuşamazlar bu tür çıkışlar yapan siyasiler.. Makam ve mevki ile satın mı alınırlar ya da korkutulurlar mı?
Konuşamayacaksanız neden böyle bir söylemle ortaya çıkar da sus/pus olursunuz ki?.
Varsa dosyanızda gerçek belge ve bilgiler, yönetim ülke aleyhine yanlışlar yapmışsa ve bunları biliyorsanız ülke insanlarıyla paylaşmak zorundasınız ya da ebediyen susmalısınız..
Siyasette aynı partide görev yapanların yolları bir süre sonra ayrılabilir.. Uygulamalardan memnun olmayanlar bir şekilde o yönetimde yer almazlar ve bunun örnekleri de çoktur.. Böyle bir ayrılık gerçekleşirse taraflar bunun nedenlerini hangi ülke olursa olsun o ülkenin halkına açıklamak zorundadır.. Şu ve bu nedenlerle bu yönetimde görev alamam gibi.. Ya da şu ve bu nedenlerle aramızda kalması doğru değildi diye.. Demokrasilerde halk bunları bilmek durumundadır ve halkı bilgilendirmek zorundasınızdır.. Yönetim halka bilgi ve hesap vermek zorundadır demokrasilerde.. Bu bilgilendirme yapılmadığı için bu tür söylemler hiç eksik olmaz ülkemizde..
Konuş işte ne güzel, varsın oynasın yer yerinden, varsın çanak çömlek patlasın.. Varsın deprem etkisi yaratsın.. Böyle kuşkulu söylemlerle eğreti yapılarda yaşamak yerine deprem sonrası sağlam bir yapılanmada yaşamak daha gerçekçi olacaktır..
Gerçekçi olmak zorundayız.. Havayı koklayarak davranış geliştirmek siyasi anlamda hiç de sevimli bir uygulama değildir..
Kaldı ki bu çıkışların geri tepme enerjisi de çok yüksek olur.. Her şey bir yana, bu ülke insanı böyle tutarsız çıkışları çok da olumlu değerlendirmemiştir geçmişten günümüze..
Bir dönem “Konuşan Türkiye” diye bir sloganımız vardı..