Dijital çağın efendilerinin iki büyük hedefi, robotları insanlaştırmak, insanları da robotlaştırmak.. Robotları insanlaştırma yolunda mesafe kat edilirken, olayların her şarta göre yorumunu, analizini yapabilen robotlar, çok yakın zamanda insan gibi düşünmeye de başlarlar herhalde.. Duygu destekli düşünme formlarına sahip olan bu robotlar, esnek karar alabilme konusunda yakın zaman içerisinde insanoğlunun önüne de geçerler..
Bilim ve teknolojideki akıl almaz gelişmeler gelecek öngörümüzü de sürekli değiştiriyor.. “On yıl sonra bu olacak, elli yıl sonra şu olacak” diye kullandığımız laf, bir yıl dahi yaşamıyor ve bir yıl sonra bambaşka şeyler söylüyoruz ..
Sanırım çoğu insan uzak gelecekte yerini, yeni nesil robotlara bırakacak.. Dünya nüfusu yarı yarıya, belki de daha fazla oranda azalacak.. Nüfusu azaltan etkenler ise, Covid-19 ve benzeri bir virüs desteği ile küresel ısınma, susuzluk, açlık ve kıtlık olabilir.. Ayrıca dengesi iyice bozulan dünyamızda sıkça yaşayacağımız doğal afetler de süreci biraz daha hızlandırır..
Evet, sanırım “masrafsız köle” lazım efendilerimize.. Yemeyen, içmeyen, sağlık, eğitim barınma ve güvenlik gibi ihtiyaçları olmayan.. Neredeyse hiç maliyeti olmayan, sıfır hata ile emredilen her şeyi yapan köleler.. Yaşamalarına izin verilenler sadece imkan sahibi olanlar olur.. Cebinde parası, elinde tapusu bulunan, maldan mülkten yana pek sıkıntı çekmeyenler kalır.. Akıl, yetenek ve beceri sahibi olanlar da şanslı olanlardan; o insanları da bu efendilerin koruyacağına, sahipleneceğine emin olabilirsiniz.. İhtiyaçlarını karşılayamayan, üretemeyen, harcama gücü olmayan, katma değer yaratamayan hiçbir insanın yeni gelecekte yeri olmayacak gibi ve bu arkadaşların yerini efendilerinin duygularıyla düşünen robotlar alacak.. Materyalist düzende yaşama şansı bulacak iki taraf var; alıcılar ve satıcılar..
Satıcı zaten efendilerin kendileri olacağına göre, alıcılar da bahsettiğimiz imkan sahipleri olurlar artık.. Robotları insanlaştırmanın gayesini anladık da; insanları robotlaştırmanın gayesi ne diye soracak olursanız, cevabı tam da burada..
Alıcıları yönlendirmek.. İstendiği an, istenen ürünü satmak, ihtiyaçları belirlemek, tüketimi bilinçaltı bir davranışa dönüştürmek..
Evet, bir taraftan yavaş/yavaş kitle halinde ölüyoruz, bir diğer taraftan da irademizi, dijital çağın efendilerine teslim ediyoruz.. Televizyon, internet ve yeni medya, bu efendilerin en güçlü silahı ve bu silahların hedefi bilinçaltımız, şuurumuz, irademiz..
Bilim ve teknoloji insan ömrünü iyice uzatarak 110-120 yaş ortalamasına çekerken,
bir diğer yandan da efendiler, bu hayatı yaşayacak insan sayısını kendilerince dengelemeye, azaltmaya çalışıyor.. Dünya bir buz gibi eriyor, kaynaklar tükeniyor, ömür uzuyor ama, uzayan ömrü yaşayacak insan sayısı kontrollü bir şekilde azalıyor..
Bilinçaltına yerleşmiş davranışlarla, reflekslerle, kontrol edilemeyen alışkanlıklarla robotlaştırılan günümüz insanları, kendi kıyametini de kendi eliyle hazırlıyor.. İsrafil'in suru üflemesine ne gerek var…