Yusuf Salih Arıtürk

KİŞİ BAŞINA DÜŞEN MİLLİ GELİR

Yusuf Salih Arıtürk

Ülkemizde yıl bazında kişi başına düşen milli gelir 10 bin dolar diye ifade edilmekte ise de, ekseriyetin bu oranda bir gelire sahip olmadığı, yaygın yakınmalardan anlaşılmaktadır. Bazı ülkelerde kişi başına düşen milli gelirin bizde telaffuz edilen oranı birkaç misli katladığını belirtirken, vatandaşımız büyük çoğunluğunun 10 bin doların çok altında bir milli gelire sahip oldukları nedenlerinin bilindiğini de vurgulamak isterim.

Bazı hemşerilerim bu konudaki görüşlerini özetle; “Dün itibarı ile 1 ABD doları 5.20-5.30 TL bandında idi. 5 TL olarak hesaplayacak olsak bile, 4 nüfuslu bir ailenin 40 bin dolar geliri 200 bin TL’ye tekabül etmektedir ve oysa böyle bir geliri olan aile sayısı devede kulak kalmaktadır. Tabii ki ayda değil 10 bin dolar, 100 bin dolar ve çok daha fazlasını kazananlar vardır. Ne var ki, onların sayısı oldukça azdır.. Milli gelir dağılımında yaşanan mağduriyetin en önemli nedenlerinden biri; milyonlarca insanımızın işsiz olmasıdır ve çoğu ailenin mutlaka bir veya daha çok sayıda işsizi, ebeveynlerinin ellerine bakmaktadır. Bu durum ise bir başka mağduriyeti gözler önüne seriyor. Ücretler arasında büyük bir dengesizlik vardır. İnsanca yaşam koşullarının sadece kendilerine ait olduğu zihniyetiyle hareket eden ilgililer, düşük ücretlilerin mağduriyetini umursamıyorlar.. Ücret dengesizliği giderilmiş olsaydı işsizleri olan dar gelirli aileler azcık da olsa rahatlayacaklardı. Düşündüren önemli bir husus ise işsizlerin ne yaptıkları, nasıl geçindiklerine aldırış edilmemesidir. Huzursuzluğun önemli nedenlerinden biri de refahsızlıktır ve bu nedenle sıkıntıların eşit şekilde göğüslenmesini sağlayacak bir ücret ayarlamasına gidilmesi zarureti vardır, ama gidilmiyor. Ücret artışının yüzde üzerinden gerçekleştirilmesi; çok alana daha çok zihniyeti sonucudur ve bu zihniyet ücret dengesizliğini daha da büyütmektedir. Kendilerine yaşam koşullarının en iyisini sağlayarak diğer milyonlarca insanımızın mağduriyetine sebebiyet verenler, çoğunluğun karşı karşıya bulunduğu bu yürekler acısı durumu hiçbir söylemle değiştiremezler…” sözleriyle dile getiriyorlar.

Demokrasinin vazgeçilmezleri olarak ifade edilen siyasi partilerin tümü, şunu artık çok iyi bilmeliler ki seçmen vatandaşlar, hiçbir süslü söylemin etkisinde kalmama bilincine ulaşmışlardır ve asıl beklentilerini dile getirmeyen hiçbir söyleme itibar etmeyeceklerdir diyerek meydanlarda esip gürleyen tüm siyasilerin dikkatini çekiyorum.

Yazarın Diğer Yazıları