Ülkemizde muhafazakârlaşmış tüm kimliklerin endişelerinin ortadan kaldırılması gerektiği son 20 yıl içerisinde bu ülkenin olmazsa olmazlarından biri olduğunu net bir şekilde göstermiştir.
Herkesin, inanç ve ibadet özgürlüğünü yaşayacağı, hiç kimsenin kendi yaşam tarzı üzerinde herhangi bir endişe duymayacağı haklar ve özgürlükler sistemi kurulmalıdır. Muhafazakârmış tüm kimliklerin endişeleri silinip atılmadıkça, ülkemizde hiçbir şeyin doğru gitmeyeceği net bir şekilde anlaşılıyor.
Vatandaşlarımız, din ve vicdan özgürlüğünün tam sağlandığı bir ülkede yaşamak istiyorlar. Hangi dine veya mezhebe mensup olursa olsun, inansın veya inanmasın, devletin yaşam tarzına eşit yakınlıkta olduğu bir düzenin tesis edilmesini istiyorlar.
Ülkemizin, uluslararası çevrelerdeki itibarının yeniden eskisi gibi artırılması, düşmanlarının azaltılması ve dostlarımızın çoğalması, dış politikanın birilerinin kişisel bekası uğruna heba edilmemesi ülkemiz için en gerekli ihtiyaçlardan biridir.
Uluslararası ilişkilerde en büyük güç, itibarlı olmanın, güvenilir olmanın verdiği güçtür. İtibarlı bir ülke askeri veya ekonomik gücünün çok daha ötesinde bir etki sahibi olabilir. İtibar, uluslararası hukuka saygılı olmakla kazanılır. Hep doğruyu ve hakkı konuşmakla sağlanır. İyi bir diplomasi ve iyi bir siyasi diyalogla sağlanır. İtibar, iyi yönetilen bir ekonomiyle, hukuk devleti olmakla sağlanır. Kendi vatandaşına hukuksuzluk, haksızlık, adaletsizlik yapan bir ülke çıkıp da dünyaya adaletten, hukuktan bahsedemez ve bahsetse dahi ciddiye alınmaz.
İtibar, istikrarlı bir duruşla, dostlarınıza güven veren uygulamalarla kazanılır. Kendi vatandaşına güven vererek, ekonomiyi güçlü tutarak kazanılır. Uluslararası toplumda müttefiklik kurabilen, onları ikna edebilen, hatta işbirliği sağlayan ülkeler itibarlı ülkeler olmayı başarmış olurlar.
Ülkemizde son günlerde önümüzdeki seçimlerde yeni bir iktidar geldiğinde “dindarlar” baskı görecek mi diye boş bir tartışma yaşanıyor ancak, kanaatimce herkesin içi rahat olmalı; “hiç kimse” baskı görmez ve huzur sağlanınca herkes huzur içerisinde hep birlikte aslanlar gibi yaşar.
Ülkemizde vaktini dil, din, ırk, köken, mezhep, cinsiyet, siyasi parti, kavgalarına harcamak, her daim ülke insanımızı fakir kalmaya mahkûm eder.