Yusuf Salih Arıtürk

İSYAN!..

Yusuf Salih Arıtürk

Cumhuriyet gibi meşruluğunu milletten alan bir rejim varken, bazı insanların padişahlık rejimini savunmalarının ana nedeni tamamen sınıfsaldır.. Cumhuriyet tarihsel gelişim içinde, kapitalist üretim biçiminin yönetim biçimiyken, sosyalistlerin de bunu devralıp bir halk iktidarı haline getirmiş veya getirmeye çalışıyorken, bizdeki siyasal islamcıların padişahlığı tercih etmeleri, kapitalizm öncesi üretim biçiminin, yani ağalığın ve tefeciliğin temsilcisi olmalarındandır.

Gerek toprak kaybı, gerek yönetim biçimi olarak imparatorluklar için en büyük yıkım 1.Dünya Savaşı sonunda yaşanmıştır.. Daha 1911’de Çin’de Cumhuriyet ilan edilmiş, Rusya’da 1905 ve Osmanlılarda 1908 devrimleriyle meşruti yönetime geçilmişti.. 1917’de Rusya’da Ekim devrimi, bütün dünya halkları için yeni kapılar açarken, 1918’de Almanya İmparatoru ülkeyi terk etmiş ve bu ülkede Cumhuriyet ilan edilmiş, Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu da tarihe karışarak Avusturya ve Macaristan’da Cumhuriyet ilan edilmişti.

Sovyet Devriminin milli özgürlüklerini tanıdığı bütün ülkelerde olduğu gibi, Türk asıllı milletlerin oluşturduğu Kafkas ve Orta Asya ülkelerinde de Cumhuriyet ilan edilmişti.. Cumhuriyet, bugünkü Türkiye topraklarına daha o tarihlerde gelmiş bulunuyordu.. 1916 yılında kurulan Batı Trakya Türk Devleti bir cumhuriyetti.. Kars’ta kurulan Güneybatı Kafkas Cumhuriyeti de Cumhuriyet adını taşıyan ilk Türk devletidir.. Doğu Anadolu’da kurulan Şûra hükümetleri de birer küçük cumhuriyetten başka bir şey değildi.

Dolayısıyla Mustafa Kemal Paşa’nın Sivas Kongresi günlerinde gelecekte yapılacak olanları yanında bulunan Mazhar Müfit Kansu’nun günlüğüne yazdırırken, zaferden sonra cumhuriyet ilan edileceğini birinci madde olarak kaydettirmesi bu gelişmelerin sonucu olmalıdır.. 1919 yılında Nazilli’de Yunan ilerlemesine karşı örgütlenen gönüllü birliklerin İstanbul’un direnmeyi yasaklayan emirlerine karşı burada bir cumhuriyet ilan edilmesi ve başına da Demirci Mehmet Efe’nin geçirilmesi girişimi anlamlıdır.. Tabii Nazilli’nin Hürriyet ve İtilafçıları bu niyeti derhal Damat Ferit’e ihbar etmekte gecikmemişlerdir.

Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkasından sonra gelişen Kuvayı Milliye hareketi, iki cephede birden savaşmamak için Padişah Vahdettin’i hedef almamaya dikkat etmiş, hatta onu bu harekete ikna etmeye çalışmıştır.. İngilizlerin programından dışarıya çıkamayan Vahdettin,  bu çağrıları reddettiği gibi, Kuvayı Milliye hareketini yok etmek için yöneticilerini idama mahkum etmeye varıncaya kadar affedilmeyecek ihanetler içerisine girmiştir.

Saltanatın kaldırılması, bütün ülkede büyük bir sevince neden oldu. Gazeteler Meclis’in kararını alkışladı, birçok yerde şenlikler yapıldı, Ankara’ya telgraflar çekildi. . Padişahlık kaldırıldığına göre onun atadığı son hükümette 4 Kasım’da padişaha istifasını sundu.. Vahdettin de 16/17 Kasım’da bir İngiliz gemisiyle yurdu terk etti.

Yazarın Diğer Yazıları