Dünyada islam siyasallaşınca tüm değerini yitirdi ve kutsiyetini kaybederek; hırsızın, sahtekârın, dolandırıcının ve sapıkların elinde oyuncak oldu. Siyasal islamı islamiyet düşmanları hazırlayarak uygulamaya sokarken, tüm müslüman ülkeleri tek tip ABD ve İsrail siyaseti ve tek tip kıyafette birleştirdiler.. Bu yüzden siyasal islam, müslümanları Allah'tan, kitaptan, Hz.Muhammed ideolojisinden tamamen uzaklaştırdı.. Din kurumunu en adi, en arsız yerel ve küresel siyasetin parçası haline getirdi.
Siyasal islam, bağlı bulunduğu ABD ve siyonizm siyaseti gereği, her toplumda kendi ülkesine ve kendi halkına saldırdı.. Kendi halkının gelir kaynaklarını müslüman düşmanı istilacı devlet ve şirketlere teslim etti. Siyasal islam, dünya insanlarının islamiyete olan saygısını neredeyse sıfırladı ve kaçınılması gereken bir kültür haline soktu.. Velhasıl, başta ülkemiz olmak üzere, islamiyet’ten kaçışlara sebep oldu.
Geriye hırsız, sahtekâr, inançsız, soyguncu ve millet düşmanlarının yönettiği en az 50 müslüman ülkede; açlık, cehalet, sefalet, hastalıklar ve çatışmalar kaldı. Şanlıurfa’da kanaat önderleri ile bir araya gelen Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın "İnsanlar bilinçli olarak dinden uzaklaştırılıyor.. Tarihte görülmediği kadar sosyal medya ve iletişim kanalları ile gençlerimize, çocuklarımıza sürekli dinsizlik aşılanıyor.. Uyarıcılık görevimizi yapmamız lazım" demesiyle ilgili bir durum söz konusu değildir.. Hatta, bu gençlerin ve çocukların dinden soğumalarının ana nedenlerinden biri de bu kurumun vermiş olduğu abuk subuk fetvalar ve siyasilerin din ile ilgili eylemleriyle söylemlerinin birbirinden tamamen farklı olmasıdır!..