Yusuf Salih Arıtürk

IMF, BAŞARABİLİR MİYDİ?

Yusuf Salih Arıtürk

Bütçeler harcama uygulamasından ibaret değildir, yürütmenin öngördüğü 4-5 yıllık makro hedeflerin yıllığa dönüşmüş halidir. Bütçe, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin icraatının göstergesi, uygulamaları ise iktidarın karnesi olur.

2018 yılı bütçesinde 2019, 2020 ve 2021 yılları için milli gelir hedeflerinde ciddi bir düşüş yaşandı. Partili Cumhurbaşkanlığı dönemi bütçesini yapanların, bunun arkasındaki siyasi iradenin öngörüleri ve bütçe yürütüşü, Türkiye'deki ekonomik krizin temel zeminini oluşturdu. Bugün Türkiye'de istikrarsızlık olağandır; faizle, dövizle, enflasyonla ve işsizlikle ilgili dünyadan negatif ayırıcı gelişmeler sıradan gelişmelerdir. Bunun temelinde partili cumhurbaşkanlığı sistemi vardır.

Dolar kuru, bütçelerde öngörülenin çok üzerinde artış gösterdi, özel sektör söz konusu öngörülere inandığı için borç batağına girdi. Türkiye'nin bu sistemden çıkışa ve bu çıkışı öngören bir ekonomik yol haritası yapmaya ihtiyacı var. Bu yol haritasını TBMM’nin ortak iradesi çok rahat bir şekilde yapabilir. İstikrara giden yolun ilk adımı da budur. Türkiye'de istikrarı olağanlaştırmak, derinleştiren problemleri yapısal tıkanmaya getiren partili cumhurbaşkanlığı sisteminden çıkışla ilgilidir.

Son 4 yılda döviz kurunda %145, faizde %118 oranında artış yaşandı.  Buna karşın memur maaşlarında %60'lık artış var. En sert IMF politikaları bile bir ülkeyi bu kadar yoksullaştıramazdı. Yem fiyatlarının %167, gübre fiyatlarının %257 arttığı, mutfak enflasyonunun sadece 2021 için %50'ye yaklaştığı bir dönemde satın alma gücünün düşürülmesi, Türkiye'mizi ciddi şekilde yoksullaştırmaktadır.

Memurun alım gücü yarıya düşmüştür ve bu durum artık her taraftan, AKP tarafından da, Cumhur İttifakı tarafından da görülmektedir. Türkiye'miz bugün yurtdışından borçlanmak için diğer ülkelerin 5 katı kadar yüksek faiz ödüyor. Türkiye seçim kararı aldığında Türkiye'nin şartları mutlaka normalleşecektir. Çünkü bu elbise, Türkiye'nin ruhuna da bedenine de sığmamıştır ve Anadolu'nun her tarafından bu sesler her geçen gün biraz daha yükselmektedir.

Doların sadece bir ay içerisinde 8,30 liradan 9,30 liraya yükselmesi, Türkiye'ye 600 milyar lira nominal maliyet yüklemiştir. Bu da 2022 bütçesinin vergi gelirlerinin yaklaşık %40'ına tekabül etmektedir ve bu durum yoksullaşma sürecinin çok açık bir göstergesidir. Hukuka uymayan, liyakati yanına almamış, fiili olarak uluslararası standartlarda bankacılıktan uzak insanların Merkez Bankası'nı yönetmesiyle ve bu sistem ile ülkemiz bu hale getirilmiştir. Türkiye'nin istikrara ihtiyacı var ve istikrarın yolu da Türkiye'yi bu sistemden çıkaracak bir siyasal iklim değişikliğidir.

Yazarın Diğer Yazıları