Ege Denizi’nde Yunanistan’ın işgali altındaki adalarımız, kıta sahanlığımız için hayati bir öneme sahiptir.. Türkiye’mizin mülkiyeti altında olan ve şu anda fiilen Yunanistan’ın işgalinde olan ada ve kayalıklarla ilgili uluslararası platformlarda her türlü hukuki ve diplomatik girişimlerin yapılması gerekmektedir.
Yunanistan’ın uluslararası hukuku çiğneyerek adalar denizini kendi lehine dönüştürme çabaları milletimiz için kabul edilemez sir durumdur.. “Yunanistan’ın uluslararası hukuku hiçe sayan ve çiğneyen tutumu karşısında öncelikli olarak anlaşmalardan doğan meşru haklarımızın korunması ve güvence altına alınabilmesi için mutlak suretle sonuna kadar hukuki kanalların etkin şekilde işletilebilmesi için gerekli girişimler yapılmalı ve haklılığımız tüm dünyaya duyurulmalıdır.
Yunanistan'ın karasularını 6 mil üzerine çıkarma girişimleri hususunda hükümetimizin bu konuda Lozan Anlaşması'nın ortaya koyduğu 3 mil için yasal haklarını ortaya koyması gerekir.
Türkiye’mizi Kıbrıs, Ege ve Doğu Akdeniz’de uluslararası boyutta sıkıştırmaya yönelik ABD ve AB planlı Yunan politikalarının son dönemlerde iyice yoğunlaşmış olduğu alenen ortadadır.. Yunanistan’ın 2004 yılından itibaren Türkiye’yi dar bir alana sıkıştırmak amacıyla Adalar Denizi’nde uyguladığı fiili işgal politikası sonucu ne yazık ki Türkiye’mize ait olan 18 ada ve 2 kayalığa el konulmuştur.. İşgal edilen her bir adanın, MEB ve Kıta Sahanlığına sahip olduğunu dikkate alacak olursak, bu adaların Türkiye’miz açısından ne derece önem arz ettiğini görmek daha mümkün olabilir.
Bu nedenle, hiç vakit kaybetmeksizin haklılığımız tük dünyaya haykırılmalıdır.