Ülkemizde 18 milyon öğrenci var ve salgın döneminde uzaktan/teknik donanım üzerinden yapılan eğitimde 3 milyon öğrenciye teknik olarak ulaşılamadığı
Milli Eğitim Bakanı sayın Ziya Selçuk tarafından açıklandı.
Eskiden olsa, okulsuz köy derdik ancak şu an ne diyeceğimizi bilemiyoruz.. Ama Bakan Selçuk, büyük fotoğrafa bakın diyor.. Yani 15 milyona ulaştık ya siz ona bakın demeye getiriyor.
Tam da yönetim anlayışını yansıtıyor.. Siz yapılanlara bakın.. Büyük fotoğraf dedikleri işte bu! Her alanda aynı yaklaşımla karşılaşıyoruz.. Örneğin, bu kadar lüks konut yapılıyor ve satılıyor, yollar son model arabalardan geçilmiyor.. Ekonomi çok iyi ki bunların bu ülkede alıcısı var.. Ülkenin kalkınmışlığını görmek istiyorsanız büyük fotoğrafa bakın.. Peki, gecekonduda oturanlar veya Şahin’e binenler ne olacak?
Biz 15 milyon öğrenciye ulaşıyoruz ya 3 milyonu görmeyiverin gitsin işte. Oysa gerçekler ayrıntılarda gizlidir! Bu 3 milyon öğrencinin geleceği ne olacak? Bunu büyük fotoğrafın neresine koyacağız? Bu kadar öğrenci mağdurken alkış mı tutalım? Bunun büyük ya da küçük fotoğrafı mı olur?
Anadolu'nun ücra köşelerinde, kuş uçmaz kervan geçmez köylerinde yaşıyor bu 3 milyon mağdur öğrencimiz.. Çoğunun yerleşim yerinin teknik altyapısı yetersiz ya da bu çocukların bilgisayarları bile yok ve hatta internet çekmiyor.. Bu çocukların günahını çekmeye hazır mıyız? Her zaman söylenir, şu kadar oto yol yaptık, bu kadar bölünmüş yol yaptık, şöyle köprüler yaptık, böyle tüneller açtık.. Tamam da halen bölgemizde yolu betonlanamayan köyler var.. Asfalt yapılmayan köyler var..
Bugün bölgemizde özellikle yaz aylarında susuzluktan kırılan köyler var.. Ama büyük fotoğrafa bakın siz ve küçük mevzulara hiç takılmayın.. Nasıl takılmayalım.. Sizin küçük mevzular dediğiniz konular milyonlarca insanımızın yaşam gerçeğidir.. Bu ülkede 3 milyon öğrenciye teknik olarak ulaşılamıyor.. Lüks konutlarda oturanlara bakınca gecekonduda yaşayanların gerçekleri sizi hiç ilgilendirmiyor.. Son model arabaları görünce bir külüstür bile alacak maddi gücü olmayanların yaşam gerçekleri kimseyi ilgilendirmiyor.. Varsa yoksa büyük fotoğraf..
Çok abartılı bir örnek verecek olursak şayet, diyelim ki Sağlık Bakanı yoğun bakımda yatan 18 hastadan 15’ini iyileştirdik, şu 3’ünün fişini çekelim diyebilir mi? Alın size büyük fotoğraf.. Olur mu öyle şey demeyin.. Eğitimle ilgili değerlendirmeyi sağlığa uyarladık.. Erişilemeyen 3 milyon öğrencinin fişi çekilmiş demektir.. Sağlık neyse eğitim de odur..
Bir de meşhur Fatih projesi vardı.. Akıllı tahtalar, zeki masalar, süper okullar, leb demeden leblebiyi anlayan öğrencilerimiz.. Türkiye'nin böyle teknik bir altyapı sorunu varken, erişimle ilgili bugün 3 milyon öğrenci mağduriyet yaşıyorken o projeyi nasıl hayata geçirdiniz?. Bir de, artık sayın bakanlar siyasetçi ağzıyla konuşmaya bir son verseler keşke.. Bu yönetim şeklinde bakanlar seçimle gelmiş siyasi kişiler olmayıp, atanmış şahsiyetlerdir.. Hizmetlerini daha gerçekçi bir değerlendirmeyle ifade edebilirler.. Bir daha seçilmeme kaygısı yaşamıyorlar çünkü.. Onlar için büyük fotoğraf söylemi hiç de gerekli bir kavram olmayabilir.. Bizi küçük fotoğraf daha çok ilgilendiriyor.. Çünkü insanlarımıza ülkenin tamamında kesintisiz ve kaliteli bir eğitim sözü verilmişti.. Anlayacağınız, o’na bakın buna bakmayın değerlendirmesi çok da ikna edici olmuyor.. Büyük fotoğraftaki siyah daireler ve çarpılar daha çok göze batıyor!..