Türkiye’mizde resmi verilere göre 120 metre kare bir evde oturan iki çocuklu bir ailenin ayda ortalama 325 kilovatsaat elektrik tükettiği açıklandı ve istatistikler böyle olmasına rağmen, elektrik faturasına kademe getirdik, 240 kilovata kadar ucuza verdik diye övünüldüğü bir ülke konumuna eriştik.
Hiç değilse 240'ı insanların işine yarasın diye 360 kilovata çıkarın da düşük fatura ödesinler.. Adam 189’u birinci kademeden ödüyor, ikinci kademede de 240'ı geçtiği için 114 lira daha ödüyor ve bu da yetmemiş olacak ki 108 lira da faturanın dörtte biri kadar dağıtım şirketine para ödüyor.
Vatandaşlarımız, haklı olarak Türkiye'mizde 21 tane dağıtım bölgesi var, bunlar ne diye özelleştirildi halen anlayabilmiş değiliz demektedirler.
İşin gerçeği şu ki; Türkiye Elektrik İletim A.Ş.'nin eleman ve yatırım masrafı azalsın bahanesiyle bunlar özel firmalara peşkeş çekilmiştir.. Hadi bunların altyapısını yaptınız, adamlar bunlara 1 lira yatırım yapmadılar bile.. Altyapısını yaptıkları dağıtım işinin tamamını özel firmalara verdiler ve bunun için her bir ev, elektrik faturasına 108 lira ek ödeme yapıyor.. Peki bunları yaptınız da devletin kurumu TEİAŞ'ın 21 tane bölge müdürlüğü kapandı mı, hayır, hepsi devasa bölge müdürlükleri olarak duruyor ve içerisinde de binlerce adam oturuyor.. Ne mi yapıyorlar? Tabii ki hiçbir şey.. Personel masrafı mı azaldı? Hayır.. Adamlar yatırım mı yapıyor? Hayır.. İyileştirmeyi kim yapıyor, yine devlet yapıyor.. O zaman bunu ne diye özel dağıtım şirketine veriyorsunuz ki? Neden insanlarımız bu dağım şirketlerine faturanın dörtte biri kadar para ödemek zorunda kalıyorlar?
Elektrik faturalarının %10'u vergiden oluşuyor.. Yani bu durum verginin de vergisi oluyor.. Elektrik üretim vergisi yazıyor, altında onu da toplayarak tekrar bir daha KDV koyuyorlar.. Verginin vergisi de faturanın %10’una tekabül ediyor.. Düşünün, bu vergi alınmasa, dağıtım bedeli alınmasa, fatura tam yarı fiyatına inmiş olacaktı.