2018 yılı cumhurbaşkanlığı seçiminden bu yana ülkemizde farklı bir ekonomi modeli uygulanıyor.. Sayın Cumhurbaşkanı enflasyonun sebebinin faiz olduğu görüşündeydi ve bu görüşünü değiştirmeyeceğini daha önce de ilan etmişti.. Son olarak 17 Kasım 2021’de faizle mücadelede kararlılığını vurgulayarak; “Açık ve net söylüyorum, faiz sebeptir, enflasyon sonuç.. Bunu farklı yere çevirme gayretine diyorum ki, boşuna uğraşmayın, biz faiz belasını bu milletin sırtından kaldıracağız..” Daha sonra AKP içerisinden reis ekonomisine yükselen itirazları ve eleştirileri kastederek ve Nasları ileri sürerek; “Bizim arkadaşlarımıza ne oluyor, görevde olduğum sürece faizle mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim, enflasyonla mücadelemi sürdüreceğim.. Şunu bilmemiz lazım, bu konuda Nas ortada.. Nas orada olduğuna göre, sana bana ne oluyor.. Biz değerler silsilemiz içinde olaya buradan niye bakmıyoruz? Olaya buradan bakacağız ve adımımızı ona göre atacağız..”
Bu sözler iki yönden ele alınabilir, birincisi laiklik.. Yürürlükteki anayasaya göre, Türkiye Cumhuriyeti Devleti laik bir devlettir.. Laikliğin en önemli unsuru kanunların Naslara göre değil, beşer akla göre yapılmasıdır.. TBMM bunun için vardır ama mevcut sistemde meclisin bir hiçbir önemi kalmamıştır.
Sayın cumhurbaşkanının sözlerine ekonomi disiplini açısından bakıldığında ise gerçeğe aykırı hususlar rahatlıkla görülebiliyor.. Faiz her zaman enflasyona neden olmaz.. 16. yüzyılda 1580’lere kadar faizler %10/15 arasındaydı ama enflasyon sıfırdı.. %10/15 faiz yüksek bir orandı çünkü Osmanlı İmparatorluğunda yeterli altın ve gümüş stoku yoktu.. 16. yüzyıl sonlarında Avrupa’ya gelen kıymetli madenler Akdeniz havzasında kısmi bir bolluk meydana getirecek, Osmanlılar da bundan istifade edecekler ve para ekonomisi canlanacaktır.. Ancak bu bolluk yeterli olmayacak ve faiz hadleri 17.yüzyılda da %10/15’ten aşağı inmeyecektir.
16.yüzyılın büyük hukukçuları Kemalpaşazade ve Ebussuud Efendi faiz lehine fetva verirler.. Ebussuud Efendi riba haramdır diye muâmele-i şer’iyyeye itiraz edenlere “muâmele-i sahîha” olduğundan dolayı “haram dememek gerek” diye cevap vermiştir.. Bu işlem Allah’ı aldatmaktır diyen dördüncü kişi için Kemal Paşazâde, “tazir-i beliğ ve tecdid-i iman lazım gelir”, demiştir.. Sayın cumhurbaşkanı Naslara getirdiği yorumla 16. yüzyıldaki şeyhülislamların gerisine düşmüştür.. Şayet mümkün olsaydı 16. yüzyıldaki hukukçular faizi sıfıra indirirlerdi.. O devirde bugünkü gibi kur baskısı da yoktu.. Osmanlı otarşik bir ekonomiye sahipti.. Yani kendi kendine yetebiliyordu.. Toplam ticaret içerisinde dış ticaretin oranı çok düşüktü.. İhtiyaç duyulan mallar imparatorluk içerisindeki ülkelerden temin edilebiliyordu.. Dışarıdan sadece yünlü kumaşlar ve üst tabakanın zevkine hitap eden fantezi mallar ithal ediliyordu.. Bugün Türkiye ihraç ettiği malların önemli bir kısmını dışarıdan ithal ediyor.. İhraç kalemlerinin en başında gelen otomotivde dışa bağımlılık %75’lerdedir. Dolayısıyla dövizde meydana gelecek bir liralık artış bile maliyet enflasyonu olarak geri döner.. Merkez Bankasına emir vererek faizleri düşürmekle enflasyon düşmez.. Enflasyon ve faizler ekonomiye güven gelirse düşer.. AKP iktidara geldiğinde faizler %50’lerde, enflasyon ise %30’lardaydı.. AKP hükümetleri ile siyasi istikrar sağlandı ve ekonomiden anlayanlar işbaşına getirildi, böylece piyasalara güven geldi.. Sonraki yıllarda faiz ve enflasyon %10’ların altına geriledi.. Öteden beri toplum olarak tasarruflarımızın düşük olduğundan yakınılmaktadır.. İnsanlar bireysel emekliliğe teşvik edilmekte ve devlet %25 katkı sağlamaktadır.. Toplum tasarruflarının bir kısmını bankaya yatırıp faiz geliri elde etmek ister.. Bu durumda mevduat faizlerinin enflasyonun en az bir iki puan yukarıda olması icap eder.. Resmi enflasyonun %19/20’lerde seyrettiği bir zamanda faizleri %15’lere düşürmek hangi akın ürünüdür? Kaldı ki toplum gerçek enflasyonun çok daha yüksek olduğu kanaatindedir.. Çünkü vatandaşlarımızın başta TÜİK olmak üzere devlet kurumlarına güveni kalmamıştır.. İnsanlar tasarruf amacıyla mecburen dövize ve altına yönelecek, kur ve altın fiyatları yükselecek böylece 1990’lı yıllarda yaşanan sarmal ortaya çıkacaktır ve o sarmal 2001 kriziyle noktalanmıştı.
Uygulanan bu faiz düşürme politikasıyla gerçek faizler düşmez. Biri resmi, diğeri piyasa faizi olmak üzere iki türlü faiz ortaya çıkar.. Devlet bankalarına emir verip faizi düşürürsünüz, zararları devlet hazinesinden karşılanır.. Yani neticede her zaman olduğu gibi yine bu milletin cebinden çıkar.
Keçecizade İzzet Molla’nın Sultan II. Mahmud’a söylediği gibi “kâh akıl devleti, kâh şeriat devleti olunmaz, bu bir tenakuzdur..” Madem Naslar önemli neden Hz.Peygamber’in “Narh koymayınız, zira narh koyan kullarına darlık ve bolluk veren, onları rızıklandıran Cenab-ı Hak’tır” mealindeki hadisi varken, tanzim satış politikaları uyguluyorsunuz.
Diyeceğim o ki, bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete.. Allah bu milletin sonunu hayretsin.