Liramızın yabancı paralar karşısında küçülmeye devam etmesi sonucu ekonominin dengeleri bozulduğundan, tüm kesimler olumsuz etkileniyorlar ve alınmakta olduğu belirtilen önlemlere rağmen döviz fiyatlarının aşağılara çekilememesi, endişelendiriyor satın alma gücünü daha da yitiren vatandaşlarımızı.. Son yıllarda ihracatımızda bir artış meydana geldiyse de ithalatımız çok daha yüksek orandadır ve liramızın Dolar karşısında uğradığı kan kaybı yüzünden ihracatta ya da ithalatta olsun büyük bir zarar görüyor ekonomimiz… Yılda yaklaşık 45 milyar dolar enerji ithal eden ülkemiz, elektronik cihazlarla otomobillerin %50’sini yine dış ülkelerden temin etmektedir.. İhraç ettiğimiz ürünlerde kullanılan hammadde ve ara malları ithal ettiğimiz için üretim maliyeti yüksek olmakta ve bu maliyet yüksekliği de enflasyonu tetiklemektedir.
Merkez Bankasının zaman/zaman döviz fiyatının yükselmesine yönelik müdahaleleri, asıl önlemlerin alınmaması nedeniyle arzulanan sonucu vermiyor ve bundan böyle de önemli olumsuzluklar giderilmedikçe vermeyecektir.. Ülkemizin büyümesini, güçlenmesini istemeyenlerin ekonomimizi hedef aldıkları ifadelerinin kritiği yapıldığında, buna gayret edenlerin gayretlerini boşa çıkarmada yetersiz kalındığına ayrıca hükmedilecektir.. Madem ekonomimizin hedef alındığı biliniyor, bu hedefi boşa çıkarmak için neden olumlu sonuç verecek önlemler hayata geçirilememiştir günümüze dek?.
Döviz fiyatındaki artışın toplumumuzun her kesimini olumsuz yönde etkilediği gerçeği, konut fiyatlarının yükselmesi ile de gözler önündedir ve sabit gelirlilerin bundan böyle konut sahibi olamayacaklarına dair ifade ettikleri tepki, doğrulamaktadır söz konusu olumsuzluğu.. Ekonomimiz, katma değer yaratan bir yapıya da sahip değildir ve bu nedenle rekabet gücü yaratılamıyor maalesef.
Farklı para birimleri arasındaki satın alma gücünü eşitlemeyi hedefleyen satın alma gücü paritesinin, söz konusu hedefi gerçekleştirmediğinin altını çizerken, para birimlerinin piyasada oluşan ve “Döviz Kuru” diye ifade edilen fiyat farklılığının, ülke ekonomilerindeki durumun en önemli göstergelerinden biri olduğunu da vurgulamak isterim.. Yani bir ülkenin kullandığı para, başka ülkelerde kullanılan paradan daha değerliyse, o ülkenin ekonomisi onların ekonomilerinden daha iyi durumdadır demektir ve bunun aksini söylemek abesle iştigal olur.
Kurtuluş Savaşını zaferle sonuçlandırdıktan sonra dış borçlarını tasfiye eden ülkemizin bir lirası, bir ABD dolarından bile daha kıymetliyken elverişsiz icraatlar sonucu daha sonra ekonomik alanda dışa bağımlı hale gelmeye başladık.. O dönemler içinde ülkemize kazandırılan tesisler de, elverişsiz icraatlar yüzünden devletimizin sırtında kambur konumuna getirildiler.. Madem ülkemiz ekonomisinin hedef alındığı biliniyor, o halde “işte önlemimizi aldık” diyebilmektir önemli olan.