Din; iyilik yapmak, Allah’a yakın olmaktır. İnsanlar, hayvanlar, bitkiler, tüm yaratılanlar, yaratandan bir parçadır.
İnsana iyilik yapan, Allah’a iyilik yapmış olur. İnsana kötülük yapan, zarar veren, Allah’a kötülük yapmış olur.
Hayvanlar da Allah’ın görüntüleridir. Hayvanlara iyilik yapan, Allah’a iyilik yapmış olur. Hayvanların, insanların lütfuna ihtiyaçları yok aslında. Onlara zarar vermeyin yeter.
Ağaçlar, bitkiler Allah’ın görüntüleridir. Onlara iyilik yapan, Allah’a iyilik yapmış olur. Onlara zarar verenler, Allah’a zarar vermiş olurlar.
Havaya, suya, toprağa zarar verenlerde Allah’a zarar vermiş olurlar. Hangi dine bağlı olursanız olun, Allah’a olan inancınız yalnızca bunlarla ölçülür.
Hiçbir ibadet, şekil, görüntü ve örtü, asla sizin Allah’la olan ilişkinizi göstermez. Görüntüleriniz, inancınızın, imanınızın şartı ve temeli, göstergesi ve belirtisi değildir. Sadece hangi siyasi ve ticari dinci gruba bağlı olduğunuzu belirtir.
İbadet şekillerinin tamamına yakını, Allah buyruğunun dışında, Peygamber emirlerinin dışında, sonraki siyasi ve dini yöneticilerce belirlenmiştir. Bu ibadet şekillerinin sadece çok küçük bir kısmı Peygamberlerce de yapılmış olsa da bunu asla, dinlerinin temeli yapmamışlardır.
Bu bilgiler ışığında Allah'a inancınız, Atatürk gibi olsun. Tüm ömrünüz, insanları, toplumunuzu, milletinizi, dininizi; işgalcilerden, küresel soygunculardan korumak uğruna mücadele içinde geçsin. Atatürk'ün yaptığı gibi. Çünkü din, Atatürk'ün yaptığını yapabilme çabasıdır.
Dininiz, imanınız, yaradan ile bağınız; Atatürk gibi, bir ağacı kesmemek için ağaca zarar veren binanın altına raylar döşetip binayı kaydırarak ağacı kurtarmak inceliğinde olsun. Gerçek din budur.