Yusuf Salih Arıtürk

DEPREM VE İSTANBUL!..

Yusuf Salih Arıtürk

Kuzey Anadolu Fayı’nın kırılmayan 2 segmenti olduğunu ve bu durumun Marmara ve Doğu Anadolu Bölgesi’ni tehdit ettiğini belirten Neotektonik ve Deprem Uzmanı Prof.Dr.Haluk Selim, 2026 yılına kadar istatistiki bilgilere göre fay kırılacak gibi duruyor diyerek bir kez daha İstanbul’da yaşanabilecek büyük depreme dikkat çekti.

Ülkemizin deprem açısından en riskli bölgesi olan İstanbul’umuza 80 milyon ülke nüfusunun 20 milyonunu yığıp, yurt ekonomisinin döngüsünü sağlayan yatırımların büyük bir bölümünü bu bölgeye toplayan kafayla, dere yatağına şehir kuran ve denize sıfır yollar yapan kafa aynı kafa. Beklenen büyük İstanbul depreminde olabilecek can kaybı ve yıkılma ihtimali çok yüksek binalarla ilgili açıklama yapanları felaket tellallığıyla suçlayan kafayla, dere yatağında kurulu yerleşim yerlerinde yaşanan sel felaketini sadece seyreden kafa da aynı kafa.

Bilime ve tekniğe inanmazlar.. İnansalardı ihanet edilmiş İstanbul'da depreme dayanıksız bu kadar bina olmaz, deprem yönünden bu kadar riskli bir bölgeye bu kadar nüfus yığılmaz, sanayi yatırımlarının büyük bir bölümü bu coğrafyaya yapılmazdı.

Bilim ve tekniğe inansalardı inadına kanal yapacağız denilmez, gerekli olup/olmadığı değerlendirilir ve bilimsel çekinceler dikkate alınırdı. İnansalardı Anadolu'dan İstanbul'a göçü teşvik etmez, bunca kalitesiz binanın yapılmasına göz yummazlardı.

Olası bir İstanbul depreminde yıkılması beklenen ve milyonlarca insanın enkaz altında kalabileceği kalitesiz yapılar gökten zembille inmedi.

Birilerinin inancına göre bunların tamamı takdiri ilahi.. Kader ya da işin fıtratında olan şeyler.. Her şey Allah'tan ve sanırsınız ki insanların hiç ihmali ya da kusuru yok.

Oysa bunların tamamı baştan ayağa insan kusuru ve yönetin eksikliğidir.. Son sel felaketinde yaşananları günlerce izledik televizyon ekranlarından.. Birileri felaket sonrası şunu yaptık, bunu yaptık diye övünüyor.. Bırakın da o felaketi yaşayanlar söylesin bunları.. Siz felaket öncesi gerekli bilimsel altyapıları kurarsanız ne o felaket yaşanır ne de sizin bir şey yapmanıza gerek kalır. Ülkemizde daraltılmamış bir dere yatağı göremezsiniz.. Dere ve nehir yataklarını daraltarak arazi elde etmek bu kafanın en büyük özelliği gibi duruyor.

Bırakın dereler ve ırmaklar Allah'ın kendilerine verdiği alanda aksın.. Ne işiniz var dere yatağında, neden oralara yerleşim yeri kuruyorsunuz. Atalarınızın, dedelerinizin bu yataklardan neden uzak durduğunu hiç düşünmediniz mi ya da onlardan daha mı akıllısınız?

Ülkenin deprem riski en yüksek yerine insan taşımaya ve sele elverişli dere yataklarına yerleşim yeri kurmaya devam ediyoruz.. Çok gerçekçi kararlar alarak uygulamaya geçilmezse bu tür felaketler ne yazık ki devam edecek.. Her şeyin sebebi insanın kendisidir.. Dere yatağına ev yaparsanız bir gün suyun yatak odanıza girmesini de beklemelisiniz..

Bu evlerin yapılmasına izin veriyorsanız, bu selin felakete dönüşmesini de beklemelisiniz.. Ülkemiz bütçesinin yaraların sarılmasına ayrılması kaçınılmazdır.. Devenizi sağlam kazığa bağladıktan sonra tefekkür edeceksiniz.. Hadisler bunu söylüyor.. Bu kafalar değişmedikten sonra güzelim ülkemiz daha çok felaketler yaşar, ilim ve teknik yönetime hakim olmadıktan sonra daha çok gözyaşı dökeriz.. Geçmişten bugüne o kadar çok hata yapıldı ki, bugün bunun sonuçlarını yaşıyoruz.

Allah ülkemizi her türlü doğal afetlerden korusun.. Çünkü bu kafaların koruyacağı yok.

Yazarın Diğer Yazıları