Ülkemizde kısa vadede demokratik rejimi rahatlıkla oturtabilmek için, devletin kurumlarıyla birlikte kurumsallaşmasını tekrar geri kazanması gerekiyor ve bu da YÖK'ün, HSK'nın, YSK'nın, RTÜK'ün, Merkez Bankası'nın, aklınıza hangi kurum geliyorsa gelsin bağımsız ve hür iradesiyle kendi kararlarını alabildiği, yargılama mercilerinin yargılama yapabildiği, denetleme mercilerinin denetleme yapabildiği bir sistemin oturtulması ile mümkün olabilir ve şarttır.
Çünkü kurumların olmadığı hiçbir ortamda demokrasinin olmayacağı çok net bir şekilde ortada duruyor.. Yaşanılan son süreç bunun bir ispatıdır.. Yasama, yürütme ve yargı erklerinin birleştirildiği bir ortam, demokrasinin olduğu bir ortam olamaz.. Bu kavramların birleştirildiği ama demokrasiyi yaşıyoruz dediğimiz bir ortam arıyorsak bu sadece bir zaman kaybı olur.. Bu erklerin ayrılması ve kendi mekanizmalarını rahatlıkla işletebilmesi gerekiyor ki, bunu söylerken akıllara ilk gelen başkanlık sistemi oluyor.. Kanaatimce başkanlık sistemindeki sorunla, belirtmiş olduğum sorunlar farklı sorunlardır.. Çünkü milletimiz mevcut Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın parlamenter sistemdeki Cumhurbaşkanlığını da gördü.. Orada da çok fazlaca bir demokratik hukuk devletinde olmaması gereken kararlar verdiğini ve uyguladığını da gördü.. Dolayısıyla başkanlık sistemi ile belirttiğim kurumların ve erklerin ayrılması farklı kavramlardır.
Başkanlık sistemindeki problem, yönetilenin demokrasiye ne kadar alışmış ve özümsemiş olduğuyla ilgili bir kavramdır.. Yönetilen bu demokrasiyi algılayabilmiş olsaydı, aslında bütün bu yaşananları yaşamamış olacaktı.. Yönetilende bu algı tam olarak oturmadığı için sistem ne olursa olsun, yöneten de bir zafiyet oluştuğunda istediği sonucu elde edebiliyor ve istediği şeyi yapabiliyor ki, bu nedenle başkanlık sistemi bu ülkeye uyumlu bir sistem değildir ve hiç bir zaman da ne mevcutlarla ne de başka bir isimle olmayacaktır.