Yusuf Salih Arıtürk

DARBE YASALARI!

Yusuf Salih Arıtürk

Ülkemiz, darbeden 40 yıl sonra bile darbe anayasasıyla, darbe kanunlarıyla yönetilmeye devam ediyor ve bugün kime sorarsanız sorun, rahatlıkla darbelere ve darbe yasalarına karşı olduklarını söylerler.. Yönetime sorarsanız, darbenin liderini yargıladıklarını söylerler.. Bütün bunlar ilk bakışta doğru olabilir ve darbenin lideri yargılanmıştır bu ülkede.. Hiç kimselerin aklına 12 Eylül Anayasası'na konulan geçici maddenin kaldırılarak darbe komutanının yargılanacağı gelmezdi ama oldu.. Buraya kadar her şeyi anladık da, bugün halen neden darbe anayasasıyla yönetiliyor güzelim ülkemiz? Darbecilerin getirdiği kurumlara sahip çıkmanın ne anlamı var? Darbeye ve darbecilere karşıysanız onların getirdiği her şeyi ülkenin bağrından söküp atmalısınız.. Onların kurduğu kurumların tamamını kaldırmalısınız mesela..

Bugün üniversitelere rektörler darbe yasalarına göre atanıyor.. YÖK ise darbe yönetiminin kurduğu bir kurumdur..  Darbeciler yargılanıp mahkûm olmuşsa, darbecilerin getirdiği yasalar da değiştirilerek darbe öncesine dönülmeli diye düşünüyor insan.. Darbe öncesinde üniversite rektörlerini cumhurbaşkanı atamıyordu ve rektörler seçimle gelirken, herkesler bu sonuca saygı duyuyordu.. Demokratik bir seçim bu ve her seçim sonucuna nasıl saygı duyuluyorsa buna da saygı duyarak kabulleniyordu insanlarımız.. Seçimi kazanamayan grup ise bir sonraki seçimi kazanabilmek için yeniden çalışmalara başlıyordu..

12 Eylül 1980 yılında darbe yapanlar buna yeni bir yöntem getirerek üniversiteleri denetim altına almak için önce YÖK'ü kurdular ve daha sonra rektör atama yöntemine bir şekil verdiler..  Yine seçim yapılsın ama seçilenler arasından kimin atanacağına cumhurbaşkanı karar versin dediler.. İşte bu sistem yasallaştıktan sonra üniversitelerde rektör atamaları hep sancılı oldu.. Boğaziçi Üniversitesi'nde yaşanan olayların ana nedeni de buydu.. Getirin seçim yöntemini bakın bakalım her şey nasıl düzeliveriyor.. Öncesinde, seçim yapılan atamalarda bile cumhurbaşkanlarının kişisel ya da siyasal tercihleri durumu bugünkü noktaya getirmiştir.. Yine darbe sonrası merhum Turgut Özal ve Süleyman Demirel gibi siyasi parti liderlerinin cumhurbaşkanı seçilebilmesi atamaları iyice siyasallaştırdı ve bugün partili cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmesi işi iyice içinden çıkılmaz bir hale getirdi.. Daha net bir ifadeyle rektör atamaları tamamen siyasallaştı.. Bugün bu partili cumhurbaşkanı, yarın bir diğer partili cumhurbaşkanı gelecek ve rektör atayacak.. Kaldı ki yakın geçmişte darbecilerin seçim yapılsın ama cumhurbaşkanı atasın dediği yöntem de tamamen cumhurbaşkanı atayacak şeklinde değiştirildi.. Bugün yaşanan rahatsızlığın ana nedeni budur.. Darbe yasaları öncesine dönülmediği sürece bu rahatsızlıklar da devam edecektir..

Boğaziçi Üniversitesi ataması elbette ki hukukidir ancak bu yöntemin öğrencilerin ve akademisyenlerin içine sinmediği de bir gerçektir.. Dahası ülke insanlarını da içine sindiği pek söylenemez.. Her yasa için hukuki diyeceksek neden zaman/zaman yasa değişikliği yapıyoruz.. Sadece hukuki ve yasal demek yetmiyor.. Her şeye biraz daha aklıselim bakabilirsek ve siyaset dışı bir analiz yapabilirsek her şeyi daha kolay halledeceğiz.. Nerede hata yaptığımızı biliyoruz aslında ve bu hataların giderilmesi tamamen darbe öncesine dönmekle mümkün olabilir!.

Yazarın Diğer Yazıları