Anlaşılan o ki sayın cumhurbaşkanı etrafındaki danışmanlarının yapmış oldukları bilgilendirmelere dayanarak işçilerin ve memurların hayatlarından memnun olduğunu belirtmişler. Sayın cumhurbaşkanı çarşıya, sokağa çıkarak ve insanların arasına karışarak vatandaşın durumunu çok daha rahat bir şekilde gözlemleyebilir, önceden program yapmadan rastgele çat kapı yaparak emeklilerin ve memurların hayatlarından memnun olup olmadığını bizzat sorabilir ve acı gerçeği birebir daha net bir şekilde çıplak gözle görebilir.
Sabit gelirlilerin tamamının maaş artışı resmi enflasyona göre yapılıyor ve TÜFE oranı yüzde 19. Halbuki hayatın gerçek enflasyonunda %40/50 gibi artışlar var. TÜİK’in kendi açıkladığı gıda enflasyonu %30’larda. Demek ki mızrak çuvala sığmadığı için rakamlar makyajlanarak bu kadar düzeltilebiliyor. Sabit gelirli vatandaşlarımızın geliri ancak resmi enflasyon kadar artırılıyor ama çarşı/pazar enflasyonu memur ve emekliler için tek kelimeyle can yakıcı düzeylerde.
Girdi maliyetleriyle ilgili tablo da oldukça kötü. Dünyada da şu an bir enflasyon sorunu var ama bu, dünyada %sıfırlarda dolaşan enflasyonun maksimum %3’e ya da 4’e çıkmasıyla ilgili bir sorundur. Dünya, enflasyon %4’e çıktı diye gidişat iyi değil, tedbir almalı mıyız, para politikasında değişiklik olmalı mı tartışması yapıyor. Bizdeki tablo, TÜİK’in resmi rakamına inanıyorsak şayet, tüketici fiyatlarındaki enflasyon %19. Üretici fiyatlarında ise %43. Türkiye’de dünyadaki enflasyon tartışmasının çok daha ötesinde bambaşka bir enflasyon dünyası olduğu net bir şekilde ortada.
Türkiye’deki enflasyonun ana kaynağı döviz kurundaki artıştır. Döviz kuru arttığında iğneden/ipliğe her şeye zam gelir ve geliyor. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildikten sonra irili/ufaklı en az dört kur atağı yaşandı. Bu nasıl bir ortam oluşturdu diyecek olursanız, hem kur, hem faiz, hem de enflasyon arttı. Türkiye’nin karşı/karşıya kaldığı tek sorun çok net bir şekilde kötü yönetimdir. Hukuk, adalet, insan hakları konusunda yapılması gerekenler yapılmazsa ekonomide beklenen sonuç asla elde edilemez.
Yapılan araştırmalara ve fiilen sahaya baktığımızda bir sonraki seçimlerde sayın Erdoğan’ın ve Cumhur İttifakı’nın tekrar seçilmesi pek de mümkün gözükmüyor. Aday mı değiştirirler, politika mı değiştirirler bunlar kendi bilecekleri iş. Çünkü milletimiz şu an sadece cebine ve piyasalara bakmakla meşgul.
Bu sistem mutlaka değişmeli ve parlamenter sistem uygulanmalı. Bu gerekli ama bu da yeterli değil. İktidardaki zihniyetin de değişmesi gerekiyor.
Vatandaşların karşısına uzlaşılmış, üzerinde geniş bir siyasi ve toplumsal mutabakat zemini oluşmuş parlamenter sistemle çıkılması çok daha iyi sonuçlar alınmasını sağlayacaktır.