Türkiye’mizde 1980’li ve 1990’lı yıllardaki enflasyon canavarı tekrardan hortlarken, bugün bölgede her iki gençten biri veya bazı yerlerde üç gençten ikisi işsizliğin ya da sefalet ücretlerinin pençesinde kıvranmaktadır.. Evlenmek isteyen gençler, gittikçe artan maliyetler yüzünden ya evlenememekte ya da aileleriyle birlikte büyük borçlar altına girmektedir.. Yuva kurmaya çalışan gençlerimiz için, başlarını sokacak ev bulabilmek iyice zorlaşmıştır.. Birçok şehrimizde, mevcut asgari ücret, ev kirası ödemeye yetmemektedir.. Hukuk mahkemelerindeki davaların neredeyse yarısı, kiracı ev sahibi anlaşmazlıklarından kaynaklanırken, büyük bir sosyal kriz ülkeyi tehdit ederken, ortaya konulan çare ise ev kirası zammına, sadece bir yıl süreyle uygulanmak üzere, %25 üst sınır getirmek oldu.
Her sabah zam haberleriyle uyanan vatandaşlarımız ekmek derdine düşerken, yetkililerin sıkça kullandığı beka meselesi söylemi, milyonlarca vatandaşımız için ekmek bulabilmek adına beka meselesine dönüştü.
Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın seçildiği Siirt’te ekmek 3.50 TL olurken, memleketi olan Rize’de bile fiyatı 5 liraya yükseldi.. Vatandaşın temel gıda maddesi ekmek, İstanbul’un pek çok ilçesinde de 5 liradan satılıyor.. İktidara geldiklerinde çay/simit hesabı yapanların, bir ailenin sadece bir aylık kuru ekmek maliyetinin hesabını da yapmaları öneriyorum.. Ayrıca, milletimizin ekmek derdine düştüğü, taneyle salatalık aldığı bir dönemde, cumhurbaşkanı ve milletvekillerinin ek bütçe yoluyla maaşlarına hatırı sayılır oranda zam yaptırmalarını milletimizin içine sindiremediğini bulunduğumuz ortamlarda söylemleriyle net bir şekilde ortaya koymaktadırlar.