Adalet Bakanlığı'nca son 10 yıldır yapılan Avukatlıktan Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığı Sınavı ile İdari Yargı Hakim Adaylığı sınavını toplamda 8 kez kazanan bir avukat, açıklanan sonuçlara göre, mülakatlarda 8. kez başarısız bulundu.
Duruma içerleyen Avukat Hüseyin E.; Ben yazılı sınavların çoğunda derece yaparak, istikrarlı bir şekilde sınavları kazanmaktan bıkmadım, sayın Adalet Bakanlığı da mülakatlarda istikrarlı olarak beni başarısız bulmaktan. Emeği geçenlere harcadıkları mesaiden dolayı teşekkür ederim.
Sınavlarda 45 yaş şartının olması ve yaşımın da 46'yı bulması sebebiyle, bundan sonraki sınavlara bir daha giremeyeceğim. Ancak belirtmek isterim ki; hukuken hakkım bugün de yarın da bakidir! Bu kadarı da olsun değil mi?
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2001 yılı mezunu olarak, 2011 yılından bu yana yapılan Avukatlar İçin Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığı ile İdari Yargı Hakim Adaylığı Sınavlarını evet, toplamda 8 kez kazandım. Daha önce sınavlarda 5.,41.,69. ve 96.oldum. Ancak ne hikmetse mülakatları bir türlü geçemedim. Bu sebeple naçizane bazı sorularım olacak.
ÖSYM tarafından yazılı sınavlarda kamera kaydı olmasına rağmen mülakatlarda ise kamera yoktu. Neden?
Yazılı sınavı kazanan tüm adayların aldığı puanlarla, başarı sıralamaları liste halinde açıklanmadı. Neden ?
Yine mülakatlara katılan adayların aldığı puanlar ve sıralamaları liste halinde açıklanmadı. Neden?
Mülakat sınavlarında adaylara sorulan sorularla adayların verdiği cevapları, hukuken denetime açık bir şekilde gösterecek bir mekanizma da yoktu. Neden?
2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu madde 9/A'da yer alan, başta adayın liyakati olmak üzere, yasada aranan diğer kriterler en fazla 3 dakika süren mülakatlarla ölçülmeye çalışıldı. Nasıl?
Uzunca bir zamandır hakimlik, savcılık sınavı mülakatlarına yönelik kamuoyuna yansıyan bazı iddialar da var. Örneğin, mülakata giren adayların, siyasal parti, cemaat/tarikat/vakıf/dernek vb. oluşumlardan referans getirdikleri ve mülakatların referansla aşılabildiği iddiaları. Bu iddialar doğru mu? Yoksa sadece soyut bir iddiadan mı ibaret ?
Bağımsız ve tarafsız yargı, yargı reformu paketleri vb. konular tartışılmaya devam ederken ve kuvvetle muhtemel daha uzunca bir zaman tartışılacakken, meslekte 20 yılına yaklaşan bir avukatın,10 yıllık hakimlik/savcılık mülakat deneyimi üzerine yaptığı bu paylaşım umarım ülke adına,ülkedeki hukuk ve yargı adına faydalı olur diyerek haklı sitemini ve mağduriyetini dile getirdi.
Evet, ülkemizde; “siyasi görüş, iktisadi durum, toplumsal konum ya da kültürel kodlar bakımından tüm farklılıklarına rağmen, Türkiye toplumunun ezici bir çoğunluğunun üzerinde hemfikir olduğu nadir meselelerden biri, liyakat kavramına bakışıdır. Bunun yansımasını siyasilerin ve STK başkanlarının beyanlarında da görmek oldukça mümkün. Örneğin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a göre gençler karar alma süreçlerine ve kamu görevlerine liyakat temelinde katılmalıdır. Kemal Kılıçdaroğlu’na göre Türkiye’nin en temel sorunu liyakat sisteminin çökmesidir. Meral Akşener’e göre Türkiye’deki gençlerin sorunlarının tek sebebi liyakati hiçe sayan AKP iktidarıdır. Temel Karamollaoğlu’nun ittifak için kırmızı çizgilerinden biri liyakattir. TÜSİAD Başkanı Simon Kaslovski’ye göre kurumların yönetiminde liyakat ilkesinin öne çıkması son derece kritiktir. DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu’na göre kamu çalışanları görevlerine liyakat esasına göre getirilmelidir. Ülkemizde yapılan bir ankete katılanların %55’ine göre ekonomik krizin sebebi ekonomi yönetiminin liyakatsiz olmasıdır. Liyakati, tabir yerindeyse her derde deva bir toplumsal kurtuluş reçetesi olarak gören bu bakış şekli Türkiye’de ne yazık ki oldukça yaygın.”
Sözünü etmiş olduğum mağdur avukat arkadaşımıza esprili bir yaklaşımla, neden böyle olmuş olabilir sizce diye sorduğumda, umarım muhatapları cevap verir de bizler de öğrenmiş oluruz cevabını aldım ve avukat arkadaşımız gibi ben de konunun muhataplarına soruyorum neden?