Ülkemizi ve dünyamızı kasıp kavuran salgınla ilgili özellikle Bilim Kurulumuzun raporları açıklanamaz mı?. Bunlar devlet sırrı mıdır?.
Bu süreç ve salgınla mücadele iki koldan yürütülüyor.. Bunlardan biri bilimsel öneriler, öteki ise siyasi kararlar.. Bilim Kurulunun kararları siyasi oluşum ve yönetim tarafından ne kadar uygulandığı çok merak edilen bir konu..
Biz sadece, o da açıklandığı kadarıyla siyasi kararları biliyoruz.. Bilimsel kararları da bilmek hakkımız değil mi?. Şeffaflık bunu gerektirmez mi diye düşünüyor insan..
Salgının boyutu bu düzeye erişene kadar kimse bunu merak etmiyordu..
Ama şimdi öyle değil ve yaygın kanı şu ki; Bilim Kurulu ne derse desin yönetim kendi bildiğini okuyor.. Yönetim kendi felsefesi doğrultusunda kararlar veriyor.. 1 yıldır bu işin içindeyiz.. Uygulamalar geçmişten bugüne ciddi anlamda tutarsızlık gösteriyor.. Bir yandan vaka sayıları artarken aynı anda her yer açılıyor.. Bugün görünen manzaraya bakarsanız hiç vaka yokmuş gibi yaşıyor insanlarımız.. Bilim Kurulu böyle mi tavsiye ediyor yönetime yoksa yönetim mi böyle bir uygulama koyuyor ortaya.. Kafalardaki bu karmaşa ancak Bilim Kurulu raporlarının açıklanmasıyla netleşir.. Ülkeyi yönetenler sorumluluk Bilim Kurulunda diyor.. Bilim Kurulu ne diyor acaba?. Gerçekten Bilim Kurulunun kararları uygulanıyor mu?.
Bu kurulda olmayan, resmi görevliler dışındaki bilim adamları uygulamaları yanlış buluyorlar.. Televizyonlara çıkıp anlatıyorlar.. Onların anlattıklarıyla yönetimin uygulamaları hiç örtüşmüyor.. Hatta taban/tabana zıt diyebiliriz..
Bilim Kurulunun bir yaptırım gücü yok ve sadece yönetime tavsiyelerde bulunuyor.. Ancak çevresine bakan, Bilim Kurulunun yönetimin istediği şekilde görüş bildirdiğini düşünüyor.. Ya da Bilim Kurulu tavsiyeleri yönetimi ilgilendirmiyor bile..
Bu toplantılar sonunda bir karar tutanağı veya rapor hazırlandığı bilinen bir gerçektir.. Hatta bu kararlar oy birliğiyle de alınmış olmayabilir.. Bazı bilim adamları farklı görüşler ortaya atabilir ve bu görüşler o raporda kayda geçebilir.. İşte o raporların açıklanması gerekir.. Sonuçta o kararlar bu ülke insanlarının bire bir sağlığını ve geleceğini ilgilendiriyor.. Bu kurullarda kim ne diyorsa insanlarımızın bunu bilmesi gerekir.. Bilim Kurulunun tavsiyelerini yönetim uygulamıyorsa insanlarımız bunu da bilmeli.. Bilmeli ki yarın mevcut yönetime doğru yapmışsınız demeli veya neden bilimsel önerilere uymadınız demeli.. Her akşam bir tablo yayınlanıyor televizyonlarda..
Bugün Türkiye’miz vaka bakımından kıpkırmızı.. Her yer ateş çemberi, her yer yüksek riskli ancak çarşı pazar kaynıyor. Böyle bilimsel bir tercih dünyaya örnek olacaktır gelecekte.. Buna seyirci kalan Bilim Kurulu da dünya sağlık sistemi içinde Nobel’e aday olacak gibi görünüyor..
Her şey bir yana gözle görülür bir tutarsızlıkla vaka sayılarında rekora koşuyoruz.. Bilim Kurulu ya da yönetim bu rekorun neresinde?.
Vatandaşlarımız Bilim Kurulu raporlarının siyasiler tarafından çok da dikkate alınmadığını düşünüyor.. Ne zaman ki bu raporlar açıklanır, o gün kafalar rahat eder.
Birçok vatandaşımız Anayasa Hukukçusu Prof.Dr. Sayın Süheyl Batum’un Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Toplantısından çıkan tedbir önerilerinin hükümete sunulduktan sonra uygulanmasını eleştirmesi hususunda yerden göğe kadar haklı olduğunu düşünüyor.