26 Ekim 2020 Pazartesi sabahı saat 05.30’da babamı kaybettik ve beklemediğimiz bu durumla karşılaşınca da bilmediğimiz bir acıyla sarsıldık. Yarın babamı kaybedişimin birinci yıldönümü ve bu bir yılın nasıl geçtiğini bir ben, bir Allah, bir de babasını kaybetmiş olanlar çok iyi bilirler. Babanızı kaybettiğinizde en zor özlemin, babaya duyulan özlem olduğunu ve yokluğunu kapatmanın imkânsızdan da öte olduğunu anlıyorsunuz. Babanız gittikten sonra geriye öyle büyük bir boşluk kalıyor ki, ne yaparsanız yapın kapanmıyor ve hep yüreğinizin ortasında kocaman bir acı gibi kalıyor. İnsan zamanla her şeye alışmaz ve başka çaresi olmadığı için katlanır sadece.
Babasız kalmak içten içe kanayan bir yaradır, nefes alamamak, bağıra/bağıra ağlamak isterken, sessiz çığlıklara hapsolmaktır. İnsanların acılarını küçümsemeyin, kıyaslamayın. Acı çeken birine senden daha kötülerini düşün demek, ona yapılabilecek en büyük saygısızlıktır. Herkesin derdi kendine göre özel, büyük ve derindir.
Bir anahtarla kilitlenen kapıyı
Bin anahtarla açamadım
Bak gece yine yüreğime çöktü
Özlemin sardı beni
Yandım cayır cayır
Keşke o son nefesinden öpebilseydim
Kurban olduğum;
Kokunu, sesini, yüzünü çok özledim...