Halkımızın esaretten kurtularak istiklaline kavuşmasına, bir kişi veya zümrenin egemenliği yerine hakimiyetin kayıtsız, şartsız millete ait olmasını öngören bir yönetimle kucaklaşmasına öncülük eden Mustafa Kemal Atatürk'ün gençliğe armağan ettiği, önceleri Spor Bayramı olarak ifade edilen ve sonra Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı adı altında kutlamakta olduğumuz bayramın bir yıldönümünü daha yarın idrak edeceğiz ve corona salgını yüzünden geniş etkinliklerden mahrum kalsak da evlerimizde coşkuyla kutlamaya çalışacağız. İstanbul'dan Samsun'a geçtiği tarihi simgeleyen 19 Mayıs 1919'un, kurtuluş savaşı hazırlıklarının başlatıldığı tarih olma yanı sıra, kişisel egemenlikten milli egemenliğe geçişi hedeflediği, 20 Nisan 1920'de TBMM'nin kuruluşu ile aydınlığa kavuşmuştur. Yani milli mücadeleyi 19 Mayıs'ta Samsun'dan başlatan Mustafa Kemal, bir milletin kendi geleceğini tayin etmeyi içeren milli egemenliği de hedeflemişti. Milli egemenlik; adaletin, eşitliğin, hürriyetin dayanağı, milletin haysiyeti ve şerefidir. Hâkimiyetin kayıtsız, şartsız millete ait olmasını içeren bu halkçı anlayış, 20 Ocak 1921'de kabul edilen ilk anayasada güvence altına alınmıştır.
Kurtuluş Savaşımızın tüm evrelerinin yüce önder tarafından anlatılan Büyük Nutuk'un sadece son sayfasında yer alan ve "Ey Türk Gençliği!" diye başlayan hitabesi okunduğunda bile Atatürk'ün ne kadar ileri görüşlü olduğu çok iyi anlaşılacak ve bu hitabeyi kendimize rehber etmemizin ülkemiz ve halkımız adına çok yararlı olduğuna hükmedilecektir sanırım. Büyük Nutuk'unun özeti sayılabilecek Gençliğe Hitabesinde, karşı/karşıya kalınabilecek gaflet ve dalaletlerin üstesinden gelebilecek gücün asil kanlarımızda mevcut olduğunu ifade ederek Türk Gençliği'ne bu konuda duyduğu güvene vurgu yapmıştır. Bu nedenle özellikle 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı yıldönümlerinde yüce önderin hitabesinin okunarak o hitabeden ders çıkarılması tavsiyesinde bulunmaya çalışıyorum ve değerli gençliğimize; kendilerine tevdi edilen İstiklal ve Cumhuriyetimizi korumaları görevi vesilesiyle aynı çağrıda bulunuyor, bizleri özgürlüğümüze kavuşturan önder Atatürk'ü, silah arkadaşları ve aziz atalarımızı rahmetle anarak, bayramımız kutlu olsun diyorum.