Yusuf Salih Arıtürk

ATATÜRK NELER Mİ YAPTI?

Yusuf Salih Arıtürk

2100 sene sonra Mete'yi, 1500 sene sonra Atilla'yı, 1150 sene sonra Bilge Kağan'ı, 1000 sene sonra Alparslan'ı asla unutmadı.

*Bastırdığı kâğıt paranın üzerine Bozkurt koydu

*Yakın arkadaşlarına, Bozok, Bozkurt gibi soy isimler verdi

*Manevi kızına Ülkü adını verdi

*Yusuf Akçura Bey'i İstanbul'u teslim almaya yolladı

*Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu'nu kurdu

*Asırlar sonra Türk adını vererek Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu

*İbrahim Çallı'ya "Ergenekon’dan Çıkış" tablosunu yaptırdı

*Türk Tarih Tezi'ni hazırlattı

*Anadolu da kazı çalışmaları yaptırıp, Türklüğün izlerini buldurdu

*Petrol Ofisine Göktürk simgesi ve Bozkurt logosunu koydu

*Bozkurt isminde sigara çıkarttı

*Her konuşmasında Türklük vurgusu yaptı

-Türk Öğün, Çalış, Güven

-Ne Mutlu Türk’üm diyene,

-Bir Türk dünyaya bedel dedi.

*Anadolu'nun 7 bin yıldır Türk Beşiği olduğunu hep vurguladı

*Türklüğün ebedi olduğunu haykırdı

*Türk devrimlerini Osmanlının son döneminde unutulan Türklük özüne dönerek yaptı

*Türk'ü Türk yönetmelidir dedi

*Türk kültürünü yaşamın her alanında hakim kılmak için çalışmalar yaptı

*Anadolu'da, unutulmuş, sinmiş, hor görülmüş Türklüğü şahlandırdı

*"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur..." diyerek unutulmuş Türklüğü hatırlattı

*Bir Türk Dünyaya bedeldir dedi.

NEDEN Mİ CUMHURİYET?

Ülkemizde son 20 yıl içerisinde bilinçli bir Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı olduğu gerçeğini inkâr etmek, artık neredeyse imkânsız gibi. Atatürk’ün kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı, sırf Atatürk’ü zikretmemek için adının geçtiği hiçbir özel günde dahi anmıyor. Kuruluşunu, Atatürk’e borçlu olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu işgüzarlığı, halkımız arasında neredeyse

“sıfırlanmış”

olan itibarının her geçen gün biraz daha sarsılmasına neden oluyor.

Sıcak bir Ağustos ayında öğle vakti, Atatürk Ulus’ta meşhur Karpiç Lokantası’nda, cam kenarındaki masasına oturur ve kafasında bin bir düşünce ile yoldan gelip geçenleri seyreder ve yolun karşı tarafındaki bir hareketlilik dikkatini çeker.

Yoldan gelip geçenlere, sırtındaki, meşinle kaplı bakır ibriğinden, beline bağlığı 4/5 gözlü tahta bardaklıktan çıkardığı tahta bardağı, elindeki su ibriğinden döktüğü suyla çalkaladıktan sonra, belini öne doğru eğerek, şerbetle dolan bardağı müşterisine uzatan adamı izlemeye koyulur.

Adam, göğsündeki namı olan yazıyı, bu kez yüksek sesle uyumlu ve sattığı soğuk şurubunu da metheder bir üslupla bağırarak; “Erbabı bilir, erbabı bilir..” diye haykırır.

Mustafa Kemal, hoşlandığı bu sahnenin baş aktörünün, yanına davet edilmesini ister. Atatürk'ün huzuruna ibriği sırtında, ter revan içerisinde çıkarılan “Erbabı Bilir” biraz endişeli ve şaşkın; "Bana bir bardak şurup verir misin?” diyen ulu öndere daha da soğuttuğu şurup bardağını uzatır. Büyük komutan, kendisine ikram edilen şurubu bir dikişte içer ve sırtındaki ibriği yere bırakıp karşısına oturmasını söyler. Erbabı Bilir, bir an afallar ve Atatürk’ün karşısına oturur. Atatürk garsonlara onun için de bir servis açmalarını emreder.

Önce karşılıklı hatır sorulur, sonra Atatürk emsalsiz zekâsıyla, halkın, yeni ilan edilen

“CUMHURİYET”

rejiminden memnuniyetlerinin olup/olmadığını sorar. "Türk milletinin büyük çoğunluğu memnundur paşam” cevabını alınca memnun olur. “Peki

CUMHURİYET

nedir sence?" diye sorar.

Erbabı Bilir cahil bir köylü. Ne bilsin

“CUMHURİYET”

denilen şeyi. Ama Mustafa Kemal Paşa’ya mahcup olmayı da hiç istemez. Bir anda yerinden doğrulur, sonra da tane/tane şunları söyler;

CUMHURİYET

benim gibi bir garibanın Türk Ulusu’nun kurtarıcısı olan Ata’sının masasında oturabilmesi, kısaca

“ADAM YERİNE KONULMASIDIR”

der. Bunun üzerine Atatürk, karşısında duran yaverine; mavi gözleri çakmak/çakmak bir şekilde bakar ve; “Maya tutmuş, maya tutmuş” der.

Erbabı Bilir bir çocuk gibi sevinçlidir. Atatürk yerinden kalkar ve gitmeye hazırlanan şerbetçinin ibriğini sırtına almasına yardım eder. İzin vermek istemez ama hayatının en güzel anısıdır bu, ömrü boyunca her sohbette "Atatürk ibriğimi sırtıma almama yardım etti" diyecektir.

Bu hikâye basit gelebilir sizlere ama

“CUMHURİYET”

işte tam da budur. Halkın içinde, halkla beraber kuruluşunu sağladığı tüm kurumların ve yurttaşın adam yerine konmasıdır.

Bu vesileyle

Mareşal/Gazi ve tek Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk

ve silah arkadaşlarını bir kez daha saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.

Yazarın Diğer Yazıları