Yusuf Salih Arıtürk

ATATÜRK DERKEN, BİR DÜŞÜNÜN!..

Yusuf Salih Arıtürk

İzmir’imizin düşman işgalinden kurtulduğu, Türk milletinin kendisine dayatılan senaryoyu yırtıp attığı, Gazi Paşamız Atatürk ve silah arkadaşlarının yazdıkları destanın altına Türk mührünü vurdukları 9 Eylül’ün 99. yılına girdik.

Düşünsenize, köydesiniz ve tarlada uğraşıyorsunuz.. Gazetelerden Yunanlıların Ege'yi işgal ettiklerini okuyorsunuz.. Yaşadığınız köye çok uzaktalar.. Sana gelene kadar durdurulacaklarını ve köyüne gelemeyeceklerini düşünüyorsunuz.

İki gün sonra gazeteye bir bakıyorsunuz komşu şehirdeler.. Yolu yarılamışlar.. Endişeleniyorsunuz.. Birkaç gün sonra gazete de çıkmaz oluyor.. Çevre köylerden haber geliyor ve hepsinin basılıp yakıldığını duyuyorsunuz.

Bıçak kemiğe dayanmış ve gidecek yeriniz de yok.. Bekliyorsunuz, sabah oluyor, akşam oluyor sonra tekrar sabah oluyor.. Belki bizim köye gelmezler diyorsunuz.

Köyden silah sesleri gelmeye başlıyor ve kaçınılmaz son geliyor.. Artık senin köyündeler.. Düşünüyorsunuz eşinizi, kızınızı ve oğlunuzu kilere saklıyorsunuz.. Silahınızı alıp evin camından dışarıyı gözlüyorsunuz.

Dakikalar sonra evin önünde 30 kişilik düşman müfrezesi görünüyor.. Basıyorsunuz tetiğe, biri iniyor ve bir daha basıyor bir düşman daha indiriyorsunuz.. Üç, dört, beş derken merminiz bitiyor.

Dalıyorlar evin içine ve dipçik ile suratınızı dümdüz ediyorlar.. Beni vurup gitsinler de ailemi bulmasınlar diye dua ediyorsunuz ama buluyorlar.

Askerlerden üçü biz bunu bir sorgulayalım diyerek pis/pis gülerek eşinizi sürükleyip ahıra götürüyorlar.. Diğer üçü de kahkahalarla biz de bunu sorgulayalım diyerek kızını bahçeye çıkarıyorlar.. Askerlerden biri oğlunu işaret ediyor ve öldürün bunu, büyüdüğünde intikam almak ister diyor.. İki asker vurmak için oğlunuzu alıp evin arkasına götürüyorlar.

Çaresizsiniz.. Beni vurun onlara dokunmayın diyorsunuz ama nafile.. Elleriniz bağlı ve bir şey yapamıyorsunuz.. Her şey buraya kadarmış diyorsunuz ve tam bu sırada köyde silah sesleri yükseliyor.. Ancak bu kez çığlıklar köylülerden değil düşman askerlerinden geliyor.

Mustafa Kemal’in askerleri giriyor köye.. 5 Mehmetçik evin arkasına koşuyor oğlanı kurtarmak için.. Düşman askerini indirip oğlanı kurtarıyorlar.. 4 Mehmetçik ahıra saldırıyor eşinin ırzına geçmesinler diye.. Son anda yetişiyorlar.. Oradaki düşman askerini de vurup hatunu kurtarıyorlar.. Diğer Mehmetçikler evin bahçesine dalıyor.. Kısa sürede çatışma bitiyor, kıza da zeval gelmeden kurtarıyorlar.

İşte o askerler senin canını, namusunu, şerefini kurtarıyor.. Şimdi sen bu askerlere oruç tutuyor musun, namaz kılıyor musun, Cuma’ya gidiyor musun, hangi partilisin, mezhebin nedir, dinin nedir diye soru sorabilir misin? O noktadan sonra senin için önemi olur mu? Bizi birleştiren partimiz, rengimiz, dinimiz ya da mezhebimiz değildir.. Bizi birleştiren maya akrabalıktır, Türklüktür!..

Birbirinize sahip çıkın, köyünüze sıra gelmeden.. Anadolu’yu vatan yapan, "Yurtta Barış, Dünyada Barış" diyerek bağımsız ve özgür Türkiye Cumhuriyetini kuran eşsiz, yüreğinde sadece vatan sevgi ve şuuru olan önderimiz Mareşal/Gazi ve tek Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk, kahraman ve fedakâr komutan ve silah arkadaşlarını, ecdadımızı saygı ve minnetle anarken, İzmir’imizin kurtuluşunun 99.yılını yürekten kutluyorum.

Yazarın Diğer Yazıları