Hiçbir siyasi sorumluluk hissetmeyen, her şeyi siyasi liderinin görüş ve tavırlarıyla değerlendiren seçmen bulmak dünya üzerinde çok ender rastlanan bir durumdur.. Oysa demokrasilerde ülkeyi seçmenler yönetir.. Siyasi liderler seçmenin gözünün içine bakarlar ama bazı seçmen kitleleri siyasi liderin iki dudağına bakıyor.. Demokrasilerde siyasi liderler seçmenden korkarlar, gelin görün ki bazı seçmen kitleleri siyasi liderden korkuyor.. Gerçekte siyasi liderler gelip geçici, seçmen ise hep kalıcıdır..
Bu tür seçmenler bunun farkında değil.. En baba lider bile beş yıl da bir kapınıza gelmek zorunda..
Gündemde olduğu için örnek olarak alacak olursak; Aynı yönetim İstanbul Sözleşmesini imzaladığında alkışlayan seçmen, aynı yönetim iptal ettik dediğinde de alkışlıyor.. İnsan hiç mi sorgulamaz.. Okumadan mı imzaladınız bunu diye.. Ne denilirse denilsin alkışlamakla olmaz.. Mübarek hoca efendi denilince alkışlıyor, terörist diyor yine alkışlıyorsunuz.. Bir kişinin hem mübarek hem terörist olabilme şansı var mı?.Var diyecek olursanız bundan mübarek terörist gibi bir anlam çıkar..
Peki, neden seçmen bu çelişkiyi sorgulamaz? Sevgili Genel Başkanım, bu ne yaman çelişki demez?. Örneğin bir dönem sonra Esat'ın kardeş, teröristin mübarek olmayacağını kim garanti edebilir?. Seçmen bunu sorgulasa bu iş bu kadar basitleşebilir mi?.
O kadar çok örnek var ki.. Mesela siyasi lider vatandaşla ilgili bir meseleyi halledeceğiz diyor ama halletmiyor?. Seçmen her türlü alkışlıyor? Bilse ki siyasi lider bu sözü verip de yerine getirmediğinde seçmen selamını almayacak; ya o sözü vermez ya da sorunu çözer..
Bizde siyasi bir deyim vardır, doğru mudur bilinmese de ağızdan ağza dolaşır bu laf; Ceketimi koysam seçimi kazanırım dermiş bazı liderler.. Bir seçmen böylesine basite indirgenebilir mi?.
Gerçekte siyaset ülkeyi yönetmek için yapılır ve kutsal bir görevdir.. Ancak görünen o ki bu kutsal görevin layıkıyla yapılıp/yapılmadığı tartışılır olmuştur.. Ülkeyi yönetmeye aday olan siyasetçiler her ne kadar doğru olmasa da seçim sürecinde seçmeni etkilemek adına bol keseden atıp tutarlar.. Bunu siyasetin doğası içinde normal sayabiliriz ancak gerçekte olmamalı.. Asıl sonucu belirleyen seçmenin tavrıdır.. Hele yönetim esnasında tutarsız politikalar izleyenlerin bir sonraki seçimde seçmenden oy istemesi kolay olmamalı.. Siyasetçi tutarsızlığının hesabını vermeden, seçmeni gerçekçi nedenlerle ikna etmeden oyuna talip olmamalı.. Bu vaatlerin yapılabilirliğini sorgulamalı seçmen.. Kişisel yaşamına bakmalı, refah seviyesinin artıp artmadığına, milli gelirden aldığı payın gerçekte yükselip/yükselmediğine bakmalı.. Bu yönetim bana geçmişe göre daha konforlu bir yaşam sundu mu diye sorgulamalı.. Ülkem, şehrim, kasabam gelişti mi diye gözlemde bulunmalı.. Benim partim anlayışını terk etmeli.. Çünkü partiler ve siyasi liderler geçici kavramlardır.. Onları yaratan ve yaşatan seçmendir.. Sorgulama hakkına da sahiptir aynı seçmen.. Çünkü seçmen sadece siyasetçiye oy veren değildir.. Verdiği oyla ülkenin ve o ülke insanının geleceğini belirleyendir..
Oluşturduğu yönetim dolayısıyla o yönetim o ülkede bir kişiyi bile mağdur etmişse o seçmen onun vebaliyle baş başadır..
Benim partim, benim liderim, benim başkanım, benim vekilim dönemi ilkel bir tutuculuktur.. Hem kişiye hem de ülkeye zarar verir.. Alkışınızın kıymetini bilin!..