Yusuf Salih Arıtürk

 'AK'LAMA CENNETİ!

Yusuf Salih Arıtürk

Vatandaşlarımız, Türkiye Cumhuriyeti olarak FATF’in kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele konusunda yeterince çaba göstermeyen ülkelerin bulunduğu gri listede yer almanın üzüntüsünü yaşıyor. Siyasi nüfuz sahibi kişiler ile ilgili FATF düzenlemelerine uyum için herhangi bir değişiklik yapılmaması bu konuda büyük bir etken oldu.

Ne yazık ki, geçtiğimiz günlerde Avrupa Komisyonu da Türkiye’de idarenin şeffaf çalışmadığını, ihalelerin açık bir şekilde gerçekleştirilmediğini ve yolsuzluk konularında yargının siyasi etkiye açık olduğunu açıkladı. FATF’da yolsuzlukla mücadele konusunda yeterli çabanın gösterilmediğini de aynı şekilde tespit etti.

FATF, sivil toplum kuruluşlarının yasa içerisinde faaliyet gösterdiği müddetçe faaliyetlerine müdahale edilmemesi ve engellenmemesi, öte yandan terörizmin sivil toplum kuruluşları üzerinden finanse edilmesinin önüne geçmek için, gerçek riske dayalı denetimi hayata geçirmesi gerektiğini ortaya koydu. Yasal faaliyette bulunan dernek ve vakıfların terörle suçlanmaması ve faaliyetlerinin önlenmemesi, ayrıca Türkiye’nin özellikle uluslararası terör örgütlerinin para akışlarının sağlandığı bir merkez olmasının önüne geçilmesi gerekmektedir.

Geçtiğimiz yıl çıkarılan söz konusu kanun ile belediyelerdeki kayyumlar, FATF düzenlemelerine uyum adı altında sivil toplum kuruluşlarına uyarlandı. Türkiye’nin gri listeye alınması, risk primi yüksek olan ülkemizi daha da riskli hale getirmiştir. Bu kararla birlikte Türkiye’nin yurtdışı sermaye piyasalarına erişimi ve bankacılık işlemleri yapması daha da zorlaşacaktır. Pahalı olan dış kaynaklar ne yazık ki daha da pahalılaşacaktır.

Bu belayı atlatabilmek için yolsuzluk ve rüşveti önlemek adına şeffaflık kuralları acilen hayata geçirilerek, siyasi nüfuz sahibi kişilerle alakalı uluslararası kriterler iç hukuka uyarlanmalıdır. Türkiye’nin kara para aklama ve uluslararası terör örgütlerinin nakit akışını gerçekleştirdiği bir merkez ülke olması engellenmelidir.  Terörizmin finansmanını önleme kanunlarını sivil toplum kuruluşları üzerinde bir sopa olarak kullanmaktan vazgeçilmelidir. Dernek ve vakıflara ilişkin mevzuatlar demokratik toplum düzeninin gerekliliklerine uygun hale getirilmelidir ki bu kâbus atlatılabilsin.

Yazarın Diğer Yazıları